İkinci Dünya Savaşı'nın hemen sonrasında başlayan Soğuk Savaş döneminde ABD ve Sovyetler Birliği, silahlanma yarışının yanı sıra birbirlerinin her hareketini izlemek amacıyla dünyanın yörüngesinde de rekabet halindeydi.
1960'ların teknolojisiyle uzaya gönderilen ilk casus uyduların çektikleri düşmana dair çok gizli fotoğraflar ancak ordunun ilgili bölümünün adeta alarma geçtiği, filmlerin bulunduğu kapsüllerin paraşütlerle yeryüzüne indirilmesi sonucunda incelenebiliyordu.
Uzun ve bir hayli fazla maliyetli olan bu süreci aşmak amacıyla çalışmalara başlayan bilim adamları, sorunu ancak 1976'nın sonunda uzaya gönderilen KH-11 uydusuyla çözdü. Uydu, çektiği 0,64 megapiksel çözünürlüğe sahip fotoğrafları artık şifreli bir şekilde radyo linklerini kullanarak dünyaya gönderebilecekti.
Evet, dijital ‘selfie' süreci uzayda bu şekilde başladı. 70'li yıllardan itibaren binlerce lisans alındı, teknoloji gelişti, yarı iletkenler ucuzladı, yüzlerce kiloluk cihazlar sonunda cebimize kadar girdi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder