27 Mayıs 2015 Çarşamba

Cep telefonunuz kaybolunca dikkat!

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), bazı basın-yayın organları ile internet sitelerinde yer alan "Cep telefonunuz kaybolunca aman dikkat" başlığı ile yayınlanan ve hatalı bilgiler içerdiğini belirttiği haberler üzerine bir açıklama yaptı.

"Rızası dışında mobil telefonu elinden çıkan vatandaşların" öncelikli olarak Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu bünyesinde kurulmuş bulunan ve 7 gün 24 saat hizmet veren Bilgi ve İhbar Merkezi'ni araması gerektiğine vurgu yapan BTK, şu uyarılarda bulundu:

"En son kullanılan hattın yasal sahibi tarafından BTK bünyesinde kurulan Bilgi ve İhbar Merkezi'ne ait 0 312 294 94 94 numaralı telefon aranarak 15 haneli IMEI numaranızı, kimlik bilgilerinizi ve telefonunuzu en son kullandığınız zamanı bildirmeniz, verdiğiniz bilgilerin abonesi olduğunuz en son işletmeciniz tarafından doğrulanması durumunda ilgili telefon iletişime kapatılmaktadır.

Bilgi ve İhbar Merkezine ihbar edilen telefonlara cihazın en yakın kolluk kuvvetine teslim edilmesi yönünde yasal uyarı SMS'i gönderilmektedir.

Kayıp veya çalıntı olması nedeniyle iletişime kapatılan telefonun başka bir SİM kartı takılarak kullanılmasının önüne geçilmektedir.

Bu ihbarın hızlı bir biçimde yapılabilmesi için telefonun IMEI numarasının bilinmesi büyük önem taşımaktadır. Kullanılan mobil telefon cihazlarına ait IMEI numarası mobil telefonlardan *#06# tuşlarına basılarak telefon ekranında gözüken numaradır ve ihtiyaç olduğunda ulaşabilecek bir yere not edilmesi aboneler için önem taşımaktadır.

Cihazın üzerinde bulunan kendi SİM kartınızın kullanılmasını engellemek için ise GSM operatörünüzü arayarak hattınızı da kapattırmanız gerekmektedir.

Hırsızlık, gasp ve kapkaç gibi durumlar söz konusu ise savcılıklara, ikametgâhınıza veya olayın gerçekleştiği ilçe emniyet müdürlüğüne başvurularak şikâyetçi olunması önem taşımaktadır.

Cihazı tekrar kendisine iletilen veya bulunan kişilerin telefonunu hangi yolla kapattırdı ise (bilgi ve ihbar merkezi veya savcılık üzerinden) aynı yolla tekrar iletişime açtırması gerekiyor. Yani telefon ile ihbarda bulunulduysa yine Bilgi İhbar Merkezinin aranması, savcılık talimatı ile ihbarda bulunulduysa cihaz bulununca yine savcılığa başvurulması gerekmektedir." (ANKA)

19 Mayıs 2015 Salı

GSM'de her yol şaibeye çıkıyor

Saray'dan yapılan müdahale ile 4G ihalesinin iptal edilmesi gündeme gelirken, daha önce yapılan 2G ve 3G ihalelerinde de devletin milyarca dolar zarara uğratıldığı ortaya çıktı.

Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlık arasında krize neden olan 4G ihalesi ile ilgili tartışmalar devam ederken bağımsız Hukuk Etik Siyaset Araştırmalar Merkezi'nden (HESA) cep telefonu pazarına yönelik ilginç bir rapor geldi. HESA'nın bu hafta açıklanacak raporunda, cep telefonu lisanslarının tamamında şaibe olduğu belirtilerek, devletin 2G ve 3G ihalelerinden milyarlarca dolar zarara uğratıldığı vurgulandı. Türk Telekom'un GSM şirketi AVEA'nın da kuruluş ve gelişiminin ayrıntılı olarak ele alındığı raporda, Avea'nın iletişim sektörünün adeta kara deliği haline geldiği vurgulandı. Raporda, şirketin 10 yılda 16 milyon dolarlık zarar ettiği de kaydedildi. Raporda, Turkcell'in SPK operasyonu ile Akcell haline dönüştürüldüğü belirtilerek, söz konusu şirketin siyasetin finansmanında kullanıldığı da öne sürüldü.

Taraf Gazetesi'nin haberine göre, raporda yer alan ilginç tespitler şöyle: "4G İhalesi Yaklaşırken 2G ve 3G İhalelerinde Yapılan Yolsuzluklar" başlığı taşıyan raporda, ANASOL-M hükümeti döneminde yapılan 2G ihalesi ile AKP döneminde yapılan 3G ihalelerinde devletin milyarlarca dolarlık zarar uğratıldığı vurgulandı.

Raporda, "3G ihalesinde yapılan yolsuzluklar bununla da sınırlı değildir. Fransa, Almanya, İngiltere gibi nüfus yoğunluğu ve mobil telefon kullanma alışkanlıkları Türkiye ile benzer olan ülkelerde yapılan 3G ihalesinde milyarlarca dolar kazanç sağlanırken Türkiye'de verilen 3 ihalenin toplam bedeli 1 milyar avronun altında kalmıştır. 3G ihale şartnamesinde yeni şirketlerin Türkiye piyasasına girebilmesi için gerekli şartlar hazırlanmamıştır. Ayrıca mevcut şirketlerin bile arasında yeterince rekabet imkanları sağlanamadığı için verilen üç lisanstan iki tanesi asgari bedel ile sahiplerini bulmuştur." denildi.

TURKCELL SİYASETİN FİNANSMANINDA KULLANILIYOR

Raporda, GSM şirketlerine verilen tavizlerle ilgili de ayrıntılı bilgilere yer verildi. Özellikle SPK'nın örtülü operasyonu ile yönetimine el konulan Turkcell'e bugüne kadar bir çok avantaj sağlandığına dikkat çekilen raporda, AKP'nin bu tavizlerinin bedelini siyasete finansman olarak geri aldığı öne sürüldü. Raporda, "AKP 2004 yılından itibaren GSM şirketlerine verdiği tavizlerin karşılığını dolaylı olarak siyasetin finansmanı yoluyla geri almaktadır" ifadesine yer verildi.

Raporda, Turkcell'in yıllardır sektörün kaymağını yediği belirtilerek, AKP'nin son operasyonu ile Turkcell'i yeni bir KİT'e dönüştürdüğü kaydedildi. Raporda, Turkcell yönetim kuruluna üst düzey siyasilerin veya yakınlarının SPK aracılığı ile atanmasını sağlayarak hem özel şirketlerin hem de bağımsız idari otoritelerin ne derece siyasetin sultası altında olduğunu gözler önüne sermektedir. Yönetim kuruluna kademeli olarak atanan ikisi eski AKP'li bakan ve diğer yandaşlar Turkcell'i de AKcell'e dönüştürmüş, AKP'nin arka bahçesi yapmıştır. Sadece binlerce partilinin işe alınması ile kalınmamış, reklam gelirleri yandaş medyaya ve siyasilere akıtılmıştır. böylece Turkcell, siyasi ve ekonomik rant anlamında altın yumurtlayan tavuk haline gelmiştir." denildi.

AVEA'NIN DEVLETE ZARARI 16 MİLYAR DOLAR

Devletin, Türkiye'nin üçüncü GSM operatörü olarak bilinen ve halen Türk Telekom'un iştiraki olarak faaliyetini sürdüren AVEA'nın 10 yılda devlete 16 milyar dolarlık zarara yol açtığı vurgulandı. Raporda, AVEA isimli GSM operatörünün devletin başarısız GSM politikası örneği olduğu belirtildi. Devletin, Avea şirketinden olan zararlarını vergiler yoluyla kapattığı öne sürülen raporda, "Devlet elindeki talih kuşunu göz göre göre kaçırmış olmanın acısını son 15 yıldır vatandaşın cebinden çıkarmaktadır. Devlet Turkcell'den alamadığı ve Avea'ya akıttığı paraları vatandaştan vergi yoluyla almaktadır" denildi.

18 Mayıs 2015 Pazartesi

2025’te robotlar aramızda olacak!

Vodafone Türkiye’nin bu yıl ilk kez düzenlediği Dijital Dönüşüm Zirvesi’nde hayatın her alanını etkileyen dijitalleşme tartışıldı. Onlarca yerli ve yabancı konuşmacı, moda, sanat, müzik, mimarî;, spor, eğitim ve iş dünyası gibi çok farklı alanlarda görülen teknolojik değişimi tartıştı.

15 Mayıs’ta İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde müzisyen Mercan Dede’nin fütüristik hologram şovuyla başlayan Vodafone Dijital Dönüşüm Zirvesi, tasarımcı Arzu Kaprol’un hazırladığı Türkiye’nin ilk dijital defilesiyle sona erdi. Arzu Kaprol ayrıca giyilebilir teknoloji ürünü, akıllı ceket prototipini sergiledi. Dört mevsim giyilen bu ceket, havanın durumuna göre otomatik şekil alıyor. Acil durumda önceden belirlenmiş numaralara SMS atıyor ve lokasyon bilgisi paylaşıyor.

“Dünyada 3 milyar insan cepten internete erişiyor, önümüzdeki beş yıl içinde 50 milyar nesne internete bağlanacak” diyen Vodafone Türkiye CEO’su Gökhan Öğüt, 2014 yılında Türkiye’de 5 milyon yeni aboneyi dijital ürünlerle tanıştırdıklarını ifade etti. Oturumlarda söz alan TÜSİAD Başkanı Cansen Başaran-Symes dijitalleşmenin rekabet kurallarını tamamen değiştirdiğinin altını çizdi ve Türkiye’nin bir dijital stratejisinin olmamasının büyük eksiklik olduğuna vurgu yaptı. TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi genç neslin dijital eğitimde geri kaldığını ifade etti, Türkiye’de en az 300 bin yazılımcı eksiğinin olduğunu belirtti. Doğan TV Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ ise Türkiye’de veri güvenliği ve dijital telif haklarının ciddi bir sorun olduğunu vurguladı.

Etkinliğin baş konuşmacısı ve ABD Beyaz Saray Eski İletişim Direktörü Dan Pfeiffer her sosyal medya platformunun ayrı bir mecra olduğunu belirterek, kişilerin bu mecralara göre farklı strateji geliştirmesi gerektiğine vurgu yaptı. “Twitter’da çok retweet almak önemli değil” diyen Pfeiffer’a göre asıl önemli olan kişilerin ve markaların gödnermek istedikleri mesajı açık bir şekilde iletebilmeleri.

Dünyamızın en büyük sorunu eğitim

50’den fazla ülkeden 3 bin uzmanın katkılarıyla oluşturulan The Future Agenda (Gelecek Ajandası) Program Direktörü Tim Jones, zirvedeki konuşması sonrasında yaptığı açıklamada eğitimin önemine vurgu yaptı. “Eğitim dünyanın en önemli sorunu. Eğitim sayesinde fakir ve zenginler arasındaki uçurumu azaltabiliriz. Özellikle kızların eğitim alması çok önemli. Bir çok ülkedeki eğitim sistemi 300 yıl kadar eski. Bulut bilişim gibi yeni metotlar kullanarak bu sistemi güncellemek lazım. Öğretmenlerin rolünü tekrar düşünmeliyiz. Sadece sınıfın önünde ders anlatan birisi değil, koçluk yapan kolaylaştırıcı olmalılar.”

Tim Jones, her ne kadar online eğitimin önemli olduğunu savunsa da, fiziki okul ortamının da şart olduğunu düşünüyor. “Bazı insanlar yanlış bir şekilde online eğitim videoları izleyebildiğimiz için artık üniversiteye gitmek gerekmediğini savunuyor. Evet eğitim içeriğine kolayca ulaşıyoruz, ama bu şekilde sınıfta yapılan tartışmaların içinde olamıyoruz. Çocuklarımıza sadece video izleterek iyi karar verme becerisi kazandırmamız mümkün değil.”

Robotlar 10 yıl içerisinde

hayatımızın bir parçası olacak

Vodafone Dijital Dönüşüm Zirvesi’nin dikkat çekici konuklarından bir diğeri ise Robot Tasarımcısı Guy Hoffman’dı. O’nun tahminine bakılırsa robotların aramızda olmasına çok az bir zaman kaldı. MIT’de (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü) insan-robot etkileşimi üzerine doktora yapan yapan Hoffman’a göre robotlar, önümüzdeki 10 yıl içerisinde ev, ofis, mağaza veya restoran gibi yerlerde çalışmaya başlayacak. Örneğin bu robotlar H&M’de istediğimiz kıyafeti getirecek veya Mc Donalds’ta hamburger pişirecek. Geleceğin robotlarının en çok ön plana çıkan özelliği ise hareket yetenekleri olacak. Hoffman’ın araştırmalarına göre robotlarda en çok ilgimizi çeken özellik hareket edebilmeleri. Hareket eden makineleri izlemek çok hoşumuza gidiyor.

50 milyar cihaz internete bağlanacak peki ya güvenlik?

Nesne lerin İnterneti (Internet of Things) kavramı son yıllarda teknoloji dünyasının en önemli gündemi. Bu alanda çalışmalar yapan şirketlerin başında ise yarı iletken üreticisi Freescale geliyor. Otomotiv ve ağ iletişimi endüstrisinde milyonlarca dolarlık Ar-Ge çalışmaları yürüten şirket “Designing with Freescale” adıyla her yıl Türkiye’de bir seminer düzenliyor. Geçtiğimiz hafta başında İstanbul’da gerçekleştirilen bu seminer kapsamında ülkemize gelen Freescale Satış Ve Pazarlama’dan Sorumlu Başkan Yardımcısı Steve Wainwright özellikle veri güvenliğine vurgu yaptı.

“2020 yılında internete 50 milyar cihazın bağlanacak olması heyecan verici ama bu cihazlar arasındaki iletişimi nasıl yöneteceğiz? Nesnelerin interneti (Internet of Things) konsepti çok önemli ama bu şekilde bir çok kişisel veri cihazlar arasında paylaşıma açılacak, otomobiller birbiri arasında iletişim kuracak. Peki ya bu verilere bir şey olursa? Freescale olarak geleceğin internet dünyasındaki standartları oluşturmaya çalışıyoruz.”

Steve Wainwright’a göre yakın gelecekte evlerimizdeki bir çok nesne internete bağlanacak. Bu nesneler zamanla kullanım biçimimizi öğrenip bize en uygun hizmeti verecek. GPS sensörleri sayesinde aracımızla eve yaklaştığımızı tespit eden nesneler, sıcaklık, soğukluk, aydınlatma gibi unsurları evde hazır hale getirecek. “Sürücüsüz otomobillerin gerçek olmasına çok az kaldı diyen Wainwright, teknolojiden çok, kişisel tercihler ve hukuki belirsizlikler alanındaki sorunlara vurgu yaptı. “Yoğun trafik haricinde, araba sürmek bir çok kişi için hala büyük bir zevk. Sürücüsüz otomobiller kaza yaptığında sorumluluğun kimde olacağı ise belirsiz. Teknoloji kadar hukuki alanda da ciddi çalışmalar yapılması gerekiyor.”

Dikkat! Yedek verilerinizi kaybetmeyin

Kaspersky Lab ve B2B International tarafından yürütülen bir ankete göre verilerinin yedek kopyalarını fiziksel ortamda tutan Türk kullanıcılarının %16’sı bu kopyaları kaybediyor. Ankete göre katılımcıların büyük çoğunluğu (%95) özel yazışmalar, fotoğraflar, parolalar ve mali bilgiler gibi gizli bilgilerini cihazlarında saklarken yalnızca üçte birinden azı kaybolmaları ihtimaline karşı yedek kopya almakta. Kullanıcıların %24’ü bu tür bir güvenlik önlemini hiç almamış, %8’i gelecekte de almayı düşünmüyor. KasperskyLab uzmanları bu tip kayıplara karşı güvenli biçimde hem fiziksel hem de bulut depo ortamında yedekleme almayı öneriyor.

Bin TL’den ucuz telefonlara büyük rağbet

E-ticaret platformu n11.com, elektronik kategorisinde yer alan akıllı telefonların geçen sene ve bu sene olan satışlarını analiz etti. Çalışmaya göre, telefon satışlarında geçen seneye oranla 2015 senesinin ilk çeyreğinde %96 oranında büyüdü. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Konya, Kocaeli, Mersin, Antalya, Gaziantep, Adana en çok satışın gerçekleştiği şehirler arasında yer aldı. 2015 senesinin ilk çeyreğinde en çok LG D855, General Mobile (GM) Discovery, General Mobile Discovery, LG G3 Beat, Samsung Galaxy Note 4, Asus Zenfone, Samsung S5, Samsung Galaxy S4, Huawei Ascend G7 modelleri satıdı. Satılan ürünlerin ortalama fiyatı ise 870 TL olarak kaydedildi.

Bu uygulama cebinizi tarayıcıya dönüştürüyor

Microsoft’un geliştirdiği Office Lens uygulaması akıllı telefon kamerasıyla fotoğrafını çektiğiniz yazıları cep telefonunuza aktarıp başkalarıyla paylaşmanıza yardımcı oluyor.

Yazılı belgelerin fotoğrafları Word, PowerPoint veya PDF’e dönüştürülebiliyor. Uygulama ayrıca kartvizitleri tarayıp telefon listenize aktarıyor. Windows Phone, Android ve iOS için geliştirilen Office Lens uygulaması ücretsiz.

16 Mayıs 2015 Cumartesi

Erdoğan 'çöplük olur' dedi; 4G ihalesi, 3 ay ertelendi

Daha önce 26 Mayıs'ta yapılacağı duyurulan IMT Hizmet ve Altyapılarına İlişkin Yetkilendirme, yani 4G ihalesinin BTK tarafından 26 Ağustos 2015 tarihine ertelendiği bildirildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "4G yerine, iki yıl daha bekleyip 5G'ye geçelim. Aksi takdirde Türkiye çöplüğe döner." demişti.

Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada bilgi ve iletişim teknolojilerinde ve özellikle mobil sektörde, son yıllarda sesli iletişimden veri iletişimine doğru hızlı bir eğilimin olduğu görüldüğü hatırlatıldı.

Halihazırda Türkiye'de kullanılan 2G ve 3G mobil elektronik haberleşme teknolojilerinin geçmişte tüketici beklentilerini yeterince karşıladığını belirten Bakanlık "Ancak, artan zengin içerikli uygulamalar, hız beklentisi ve mobil veri/internet tüketimini artıran akıllı cihazların piyasada yaygınlaşması gibi etkenlerin zaman içerisinde mevcut mobil elektronik haberleşme şebeke kapasitelerinin yetersiz kalmasına neden olacağı görüldüğünden, dünyadaki mobil elektronik haberleşmede sağlanan gelişmeler ve geleceğe yönelik çalışmalar da dikkate alınarak; Bakanlığımız ve Düzenleyici Kurumumuz olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun görev-yetki ve sorumlulukları çerçevesinde, halen sektörde faaliyet gösteren tüm işletmeciler başta olmak üzere ilgili tarafların da görüşleri alınarak IMT (International Mobile Telecommunications - Uluslararası Mobil Telekomünikasyon) Hizmet ve Altyapılarına İlişkin Yetkilendirme çalışmaları sonuçlandırılarak buna ilişkin ihale süreci başlatılmıştır" denildi.

Bu süreçte, isteklilerin şartnameye yönelik değişiklik taleplerinin değerlendirilmesi ve ihaleye katılacak isteklilerin teknik ve finansal hazırlıklarını tamamlayabilmek için ilave zaman talepleri üzerine, sektörde faaliyet gösteren mevcut işletmecilerle birlikte Bakanlık'ta bir değerlendirme yapıldığı da kaydedildi.

Açıklamada değerlendirmeler sonucunda, daha önce 26 Mayıs'ta yapılacağı duyurulan IMT Hizmet ve Altyapılarına İlişkin Yetkilendirme İhalesinin (4G ihalesi) üç ay ertelenmesi konusunda müştereken görüş birliğine varıldığı, söz konusu ihalenin BTK tarafından 26 Ağustos 2015 tarihine ertelendiği bildirildi.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, "DİREKT 5G'YE GEÇELİM" DEMİŞTİ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde “Şimdi 4G meselesi konuşuluyor. Ben de diyorum ki, dünya şu anda 5G’yi konuşuyor, biz 3G’deyiz. Dolayısıyla 4G ile bizim zaman kaybetmemize gerek yok. Öyleyse biz şu anda 3G ile biraz daha sabır, iki yıl içerisinde Türkiye de 5G’ye geçmeli. Aksi takdirde 4G’ye geçersek Türkiye çöplük haline döner” demişti.

(ANKA)

13 Mayıs 2015 Çarşamba

Pentax Ricoh'tan yeni aksiyon kamera

Yüksek ya da düşük sıcaklık, su, kum, gibi yıpratıcı şartlara da dayanabilen, cihazlar normal fotoğraf makinelerine göre daha çok tercih ediliyor. Pentax Ricoh bu tür zorlu ortamlar için geliştirdiği yeni ürünlerini tanıttı.

Hava ve su geçirmez, darbeye dayanıklı gövdesi ile aksiyon kamera fotoğraf makinesi RICOH WG-M1; Pentax Ricoh WG-M1 dijital aksiyon kamera fotoğraf makinesi, Suya ve darbeye dayanıklı WG serisinin en yeni üyesi.

Ultra geniş açılı merceğiyle kullanıcıların tüm su altı ve açık hava etkinliklerinde yüksek kaliteli ve gerçekçi görüntüler ve filmler çekebilmelerini sağlıyor. RICOH WG-M1 modeli, hem sudaki, hem sahadaki zorlu aksiyon sahnelerinde, mükemmel performans sağlamak için 10 metreye kadar derinlikte sualtı koruyucu aksesuarı gereksinimi olmadan su geçirmez, 2 metreye kadar düşmelere ve darbeye dayanıklı ve -10°C soğuğa dayanıklı olarak tasarlandı. Ultra geniş açılı merceği ile, gerçekçi derinlik hissi veren dinamik Full HD video klipler çekebiliyor.

Yaklaşık 14.0 etkin megapiksel ile yüksek çözünürlüklü, son derece güzel durağan görüntüler çekerken, yaklaşık saniyede 10 kare hızla yüksek hızlı sürekli çekim özelliği ile seri görüntü alınabiliyor. WG serisinin özelliğini yansıtan gövdesi açık havaya uygun bir tasarıma sahip. Ayrıca, kullanıcının hem durağan görüntüler hem de video çekim esnasında gerçek zamanlı görüntüleri kontrol edebileceği, 1.5 inç renkli LCD ekran ve akıllı telefon aracılığıyla kablosuz LAN bağlantısı gibi kullanışlı özelliklere sahip. WG-M1 modelini bir dizi bağlantı aksesuarı ile tamamlayarak, kullanıcı spor veya açık hava etkinliklerindeki farklı aksiyon sahnelerinde çok daha esnek bir kullanıma sahip olabiliyor. Böylece, daha önce görülmemiş güzellikte, aksiyon dolu dinamik görüntüler ve videolar kaydedebiliyor.

KORUMA AKSESUARINA GEREK DUYMADAN SUALTI ÇEKİMİ

Cihazla beraber verilen mercek koruyucusunu hava geçirmez gövdeye takarak, WG-M1 10 metreye kadar olağanüstü su altı performansı ve bir saate kadar sürekli işletim (IPX8 veya Sınıf 8 JIS eşdeğeri) sağlıyor. Ayrıca, iki metreye kadar* darbeye dayanıklı, toza dayanıklı (Sınıf 6 JIS eşdeğeri) ve -10°C’ye kadar soğuk havaya dayanıklı olarak tasarlandı. Tüm bu özellikler, WG-M1’in son derece güvenilir ve çalışkan bir aksiyon kamera fotoğraf makinesi olmasını sağlıyor. Gövdeyi korumak için taşınması zor koruma aksesuarına gereksinim duymadığından, kullanıcı su altında özgürce fotoğraf ve video çekebilmenin yanı sıra, sesleri de boğukluk olmadan kaydedebiliyor.

Ayrıca akıllı telefon kullanarak uzaktan işletimi destekleyen kablosuz LAN bağlantısı sayesinde, akıllı telefona veya tablete WG-M1 uygulaması yükleyerek kullanıcı farklı işlevleri uzaktan gerçekleştirebilecek: belirli bir sahne veya objenin durumunu belirlemek, dekalanşöre basmak, ve hatta video kayıtlarını gerçek zamanlı olarak kontrol edebilmek. Kullanıcı ayrıca kayıtlı görüntüleri ve videoları kolayca görüntüleyip akıllı telefona veya tablete yükleyebilir, uygulamanın araçları ile zahmetsizce düzenleme yapabilir ve sosyal ağlarda veya diğer websitelerinde arkadaşları ile paylaşabilirler.

11 Mayıs 2015 Pazartesi

Teknolojide son moda akıllı ceket

Vodafone Türkiye, 2013’te duyurusunu yaptığı dijital dönüşüm hareketine hızlı adımlarla devam ediyor. İstanbul’da bir zirve düzenleyecek olan şirket, dijital dünyanın önemli isimlerini bir araya getirecek. Etkinliğin yıldızı ise hava durumuna göre şekil alan akıllı ceket olacak.

“Dijital Dönüşüm Zirvesi” adlı etkinlik öncesinde buluştuğum Vodafone Kurumsal Pazarlama Direktörü Ebru Özgüç, Türkiye’de ilk defa düzenleyecekleri zirve için oldukça heyecanlı olduklarını ifade etti. Zirveyi düzenleme amaçlarının insanlara ilham vermek olduğunu belirten Özgüç, katılımcıları inovasyon yapmaya teşvik etmek istediklerinin de altını çizdi.

14 Mayıs’ta İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde yapılacak olan zirvede modadan sanata, mimariden müziğe dijitalleşmenin hayatımıza yaptığı etkiler konuşulacak. Tüm gün sürecek olan zirvede Beyaz Saray eski İletişim Direktörü Dan Pfeiffer, robot tasarımcısı Guy Hoffman, fütürist Mike Walsh, UK Wired dergisi editörü David Rowan gibi dikkat çekici isimler yer alıyor. Günün en dikkat çekici etkinliği ise en sona saklanmış. Zirvenin konuşmacıları arasında yer alan ünlü modacı Arzu Kaprol, müzisyen Mercan Dede ile birlikte Türkiye’nin ilk dijital defilesini ve ‘akıllı’ ceketini sergileyecek.

Yapımı yaklaşık 4,5 ay süren bu akıllı ceket, özel bir kumaş ve çeşitli sensörler kullanılarak tasarlanmış. Hava durumuna göre şekil değiştirebilen ceketin boyu uzayıp kısalıyor, yakaları ve kapüşonu kalkıp iniyor. Vodafone SIM kart ve panik butonu sayesinde, acil bir durumda, önceden belirlenen kişilere SMS atıyor. Vodafone Location özelliği ceketin nerede olduğunu takip ediyor. Ceketin üzerindeki güneş pilleri enerji depoluyor ve hava durumuna göre vücudu ısıtıp soğutabiliyor.

Teknoloji, korkutucu bir şey değil

“Teknolojinin korkutucu bir şey olmadığını, insancıl ve hayatımıza fonksiyonel değer kattığını göstermek istiyorum.” diyen Arzu Kaprol, teknolojinin etkilerini günlük hayatında çok gördüğünü belirtmeyi de ihmal etmiyor. “Artık birçok çizimimi uçakta iPad’le yapıp, ofise bile gitmeden ekibimle paylaşıyorum. Ürünleri geliştirme hızım çok arttı, tasarımlarımı paylaşma yöntemim daha verimli hale geldi. Teknoloji sayesinde işimin zor kısımlarını hafifletip, kreatif olan daha eğlenceli kısmına odaklanabiliyorum.”

Zirve, internetten canlı yayınlanacak

Konusunda uzman yerli ve yabancı 17 konuşmacının katılacağı ve 3 bini aşkın davetlinin izlemesinin beklendiği Vodafone Dijital Dönüşüm Zirvesi www.dijitaldonusumzirvesi.com adresinden canlı olarak izlenebilecek. App Store ve Google Play mağazalarından ücretsiz indirilebilen mobil uygulama sayesinde program akışını ve oturumları akıllı telefonlardan takip etmek mümkün olacak

4 Mayıs 2015 Pazartesi

İnternette gördüğünüz her şeye tıklamayın

İnternete bağlanan cihaz sayısı arttıkça, siber suçlarda patlama yaşanıyor. Siber güvenlik şirketi Kaspersky Lab uzmanlarına göre 1994 yılında 1 saatte yeni virüs tespit edilirken, bu miktar 2011’de 1 saniyeye düştü. Bu virüslerle mücadelede teknik altyapı kadar, bilinçli internet kullanımı da önemli.

Sabah ofisinize geldiniz, bilgisayarınızı açtınız. Her zamanki gibi çalışmaya başlayacağınızı düşünüyordunuz ama ekranda büyük harflerle beliren İngilizce mesajla irkildiniz “BİLGİSAYARINIZ KİLİTLENDİ!” Mesajın devamında siber korsanlara bir kaç yüz dolar ödemezseniz bilgisayarınızı bir daha hiç açamayacağınız yazıyor. Bunu kötü bir şaka sanıyorsunuz ama değil. Tebrikler! “Ransomware” adlı fidye yazılımla tanıştınız! Eğer bilgisayarınızın yedeğini almadıysanız ya dosyalarınıza ya da paranıza elveda demek zorundasınız. CryptoLocker adıyla Türkiye’de de görülen bu yazılım, TTNET fatura dosyası olarak yayılmıştı.

Portekiz’in Lizbon kentinde bir araya gelen Kaspersky Lab siber güvenlik uzmanları son dönemde ortaya çıkan zararlı yazılımları ve alınması gereken önlemleri tartıştı. Uzmanlara göre ranswomware gibi yazılımlar büyük tehlikenin sadece küçük bir parçası. 1994 yılında saatte 1 virüs tespit edilirken, 2011’de bu sayı saniyede 1’e düştü. 2015 yılı itibariyle günde 350 bin zararlı yazılım çıkıyor. Bir zamanlar macera ve ün için yapılan bilgisayar korsanlığı artık milyar dolarlık bir ekonomiye dönüştü. Yazılımcılardan oluşan siber ordular devletler için siber savaşlar yapıyor. Şirketler rakiplerinin sırlarını öğrenmek için siber saldırılar organize ediyor. Siber korsanlar yazdıkları bir virüsle milyonlarca dolar kazanıyor.

Kaspersky Lab Global Araştırma ve Analiz Takımı Yöneticisi Sergey Novikov’a göre şirketlerin online güvenliği söz konusu olduğunda en zayıf halka çalışanlar. “Siber suçlular bir şirkete saldırmak istediğinde ilk hedefe insan kaynakları, pazarlama gibi teknik konularda bilgisiz birimleri koyuyor. Bir diğer hedef ise üst düzey yöneticiler. Üst düzey yöneticilerin cihazlarına erişim sağlandığında şirketin tüm sırları hırsızların eline geçiyor.”

Novikov basına yansıyan siber saldırı haberlerinin buzdağının sadece görünen küçük bir kısmı olduğunun altını çiziyor. “Markalar prestijlerine zarar vermemek için yapılan saldırıların bir çoğunu duyurmuyor. İnternete bağlanan eşyaların sayısının artması güvenlik sorunlarını daha da arttıracak. Çünkü ağa bağlanan her cihaz potansiyel olarak tehdit altında. Özellikle internete bağlanan sürücüsüz arabaların güvenliği yakın dönemin en sıcak konusu. Korsanlar bir arabanın kontrolünü ele geçirirse neler yapabileceklerini tahmin bile edemeyiz.”

“Günümüzde asıl sorun güvenliğin aşılması değil, bunun farkına varılıp varılmadığı” diyen Siber güvenlik uzmanı Raddad Ayoub’a göre Stuxnet, Duke gibi yeni tespit edilen “Advanced Persistent Threat” (APT) saldırıların kaynağı yıllar öncesine dayanıyor. Geleneksel güvenlik mekanizmalarını atlatan bu APT saldırıları, hedef kurumlarda uzun süreli olarak faaliyet gösteriyor ve network üzerindeki tüm iletişimi gizlice kaydediyor. Henüz tespit edilmemiş yepyeni virüsler biz farkında bile olmadan güvenliğimizi ihlal ediyor olabilir.

İşin Başı Eğitim

Kaspersky Lab güvenlik uzmanı Sergey Lozhkin siber korsanlarla mücadele etmenin en iyi yolunun eğitim olduğunu vurguluyor. “Kullanıcılar, internette gördüğü her şeye tıklamamalı. Bazı virüslerin cihazınıza bulaşması için e-postanızı açmanız bile yeterli. Antivirüs yazılımı kullanmanın yanında en önemli konu bilinçli ve dikkatli olmak. Yazılım güncellemeleri ihmal edilmemeli.”

“Bize Birşey Olmaz” Diyoruz

Kaspersky Türkiye Genel Müdürü Serkan Selçuk’a göre Türkiye’de güvenlik algısı çok düşük. “100 bilgisayarın 36’sı lisanslı virüs yazılımlarıyla korunuyor, mobil telefonların ise sadece yüzde 5’i. Bedava yazılım beklentisi çok yüksek. İnsanlar bana bir şey olmaz diyerek güvenliğe önem vermiyor.” Türkiye’deki büyük elektrik kesintisi öncesi ve sonrasında internet trafiğini analiz ettiklerini ifade eden Selçuk, herhangi bir siber saldırı tespit etmediklerinin de altını çizdi.

En çok virüs Wındows’ta, en az iOS’ta

Ocak 2015 itibariyle Kaspersky Lab’ın tespit ettiği zararlı yazılım listesinde 237 milyon virüsle Windows birinci, 13 milyon virüsle Android işletim sistemi ikinci sırada yer alıyor. Virüs bulaşmamasıyla meşhur işletim sistemi Mac OS için bile 12 bin zararlı yazılım tespit edilmiş. iOS’ta ise bu sayı şimdilik 283. Zararlı yazılımların yüzde 90’ı Java kaynaklı. Siber korsanlar özellikle popüler teknolojilere yönelik saldırılar yapmayı seçiyor. Buradaki amaç tek bir yazılımla olabildiğince çok kişiyi etkilemek.

2 Mayıs 2015 Cumartesi

LG’nin yeni akıllısı el yapımı hissi veriyor

Akıllı cep telefonu üreticilerinden LG yeni akıllı telefonu G4’ü dünya ile aynı anda Türkiye’de de piyasaya sürdü. Yeni telefon piyasaya çıkarken İstanbul’da şirket yöneticileri bir tanıtım toplantısı düzenledi.

Toplantıda konuşan LG Electronics Türkiye Müdürü Calvin Cho, G4 için yeni profesyonel özellikler geliştirdiklerini söyledi. Cho, “Bu ürünü geliştirirken yoğunlaştığımız en önemli konu LG G4’ün kullanıcılara nasıl bir değer sağlayacağı oldu. Aksi takdirde ortaya çıkacak ürün sadece metal ve cam olacaktı. Kendimizi zarafet ve rahatlığı gösteren, el yapımı hissi veren bir ürün sunmaya adadık.” dedi. LG Türkiye Satış Bölüm Başkanı Ufuk Gürsoy ise “Akıllı telefonlar gün geçtikçe düz ve tek tip metal levhalara dönüştü. G4’ün kavisli tasarımı ve deri malzemesi elinize aldığınızda farkı hissettirecek.” dedi. Yeni modelde 5,5 inçlik IPS quantum display ekran ilk kez kullanıldı. Bu ekran renk üretiminde yüzde 20, parlaklıkta yüzde 25 ve kontrastta yüzde 50 daha yüksek performans sunuyor. Gelişmiş hücre içi dokunma teknolojisine sahip ilk quad HD ekran dokunma hassasiyetini artırıyor. LG G4’ün ekranı renk konusunda Hollywood’un en büyük stüdyoları tarafından kurulan Dijital Sinema Girişimi (DCI) standartlarına uygun. Ekrandaki yüksek performans için 3000 mAh pil kullanıldı. Cihaz Qualcomm Snapdragon 808 işlemciye sahip. 16 megapiksellik kamerası 0,6 saniyede açılıyor. F1.8’e kadar düşürülen diyaframa sahip özel lens yüzde 80 daha fazla ışık alıyor. Renk spektrum sensörü nesnelerden yansıyan ışığı kızılötesiyle algılıyor ve insan gözünün gördüğüne yakın şekilde fotoğrafa aktarıyor.