29 Aralık 2014 Pazartesi
Android televizyonlar geliyor
Son yıllarda yepyeni akıllı cihazlar hayatımıza girmiş olsa da, televizyonun evimizdeki yeri hep ayrı. Televizyon dünyasındaki yenilikleri konuşmak üzere, Philips TP Vision Genel Müdürü Faruk Kocabaş’la bir araya geldik. 2014 yılı televizyon piyasasını ve gelecek beklentilerini öğrendik.TP Vision Genel Müdürü Faruk Kocabaş’a göre HD televizyonun dört katı netlik sunan Ultra HD televizyon modellerini artık daha çok göreceğiz. 3 boyutlu televizyon modelleri ise giderek azalıyor. Bunun en büyük sebebi gözlükle izleme zorluğu. Bir süredir popüler olan Kavisli (Curved) Tv’lerdeki büyüme ise yakın zamanda azalacak gibi görünüyor. Kocabaş’ın en heyecanlı olduğu alan ise Android işletim sistemli yeni nesil televizyonlar. “Bizim için en önemli konu Android Tv. Burada tamamen Android işletim sistemli komple bir televizyon çözümünden bahsediyorum. Bu televizyonların hız, kullanım kolaylığı ve zengin içerik gibi üç önemli avantajı var. Android zaten yaygın bir işletim sistemi. Google Play Store’daki yemek tarifi veya oyun gibi uygulamaları televizyona kurabilir, uzaktan kumandanızı bir oyun kumandasına dönüştürebilirsiniz. Gelecek sene bir model haricinde tüm Smart televizyonlarımız Android özellikli olacak. Eminim ki bu televizyonlar uygulama geliştiriciler için de yeni fırsatlar oluşturacak.” Gelecek Yıldan Temkinliyim Ama Sonrası Olumlu2015 yılındaki satış beklentilerini sorduğumuz Faruk Kocabaş biraz temkinli yaklaşmakla birlikte olumlu konuşuyor. “Türkiye televizyon pazarı 2014’te bir önceki yıla göre yüzde 10 büyüdü ve toplam 3 milyon 200 bin adetlik satış gerçekleşti. İlerleyen yıllarda bu satış rakamlarının daha da artacağına inanıyorum fakat 2015’e yönelik olarak biraz temkinliyim. Çünkü tüketicilerin kafasında Türkiye ekonomisine dair bir takım sorular var ve seçimler olacak. 4K Ultra HD televizyonlar yeni yeni yaygınlaşıyor. Bu teknolojilere adapte olmak için biraz vakit gerekecektir.” Son yıllarda her ne kadar bir çok farklı cihaz hayatımıza girse de, Faruk Kocabaş televizyonun yerinin ayrı olduğunu savunuyor. “Televizyon, sosyal ağlar ve akıllı cihazlar çıkmadan önce ev içi aile eğlencesinin tam merkezindeydi. Ama şimdi onun etrafında bir çok farklı ekran görüyoruz. Akıllı telefonlarımız, tabletlerimiz, notebook bilgisayarlarımız var. Buna rağmen, televizyonun etkinliğinde bir azalma yok. Çünkü televizyon bireysel değil, toplu olarak sosyal biçimde eğlence sunuyor. Bu açıdan fonksiyonu değişmiyor, televizyon ev eğlencesinin hep merkezinde.” d.ergurel@zaman.com.tr
22 Aralık 2014 Pazartesi
2014 yılının en iyi uygulamaları
Akıllı telefon ve tabletler için geliştirilmiş yüz binlerce uygulama var. Bu uygulamalar arasından seçim yapmak ise oldukça zor. Yıl sonuna yaklaştığımız bu günlerde Apple ve Google en iyi uygulamalarını seçti. Biz de birbirinden renkli olan bu uygulamalar arasından en çekici olanları sizler için listeledik.Elevate (iOS ve Android): Hafıza güçlendirmek için geliştirilmiş olan Elevate, Apple’ın 2014 yılı en iyi uygulamalar listesinin başında geliyor. 25’ten fazla zeka oyununun bulunduğu bu zihin egzersizi uygulamasında, matematik bilgisini arttırmak için geliştirilmiş bazı bulmacalar da var. Uygulama ücretsiz olarak iOS ve Android cihazlara indirilebilir. Bazı özelliklerini kullanabilmek için uygulama içi satın alma yapmak gerekiyor. Hyperlapse (iOS): Instagram’ın geliştirdiği bu uygulama zaman atlamalı video çekiyor. Ön kameranın da kullanılabildiği uygulama “özçekim” modasına ayrı bir boyut katmış durumda. Uygulamayla oluşturduğunuz videoyu Facebook veya Instagram’dan paylaşabiliyorsunuz. Şimdilik sadece iOS cihazlar için geliştirilmiş olan bu uygulama ücretsiz. Şapkalı Maymun (iOS): Ödüllü resim anlatımlı kitap yazarı Chris Haughton’ın geliştirdiği “Şapkalı Maymun” 5 yaşın altındaki çocuklara, sadece mobil kullanım için tasarlanmış bir uygulama. Sevimli bir maymununun ev etrafındaki günlük işlerini konu alan oyun çocukların hoşuna gidecek interaktif öğeler içeriyor. Türkçe çevirisi olan bu uygulama ücretli. Leo’s Fortune (iOS ve Android): Apple’dan tasarım ödülü almış bir başka oyun. Oldukça etkileyici grafikleri var, üstelik oyunun müzikleri de çok başarılı. Ücretli bir oyun olan Leo’s Fortune’un Android ve iOS için geliştirilmiş versiyonları mevcut. TwoDots (iOS): Aynı renkteki noktaları birleştirerek ilerlediğiniz eğlenceli bir bulmaca oyunu. 185 farklı seviyenin olduğu oyunda Facebook üzerinden arkadaşlarınızla yarışabiliyorsunuz. Ücretsiz olan uygulamada bazı ekstra özellikler için satın alma yapmanız gerekiyor. Pixelmator (iOS): Apple tarafından en iyi iPad uygulaması seçildi. Gelişmiş bir grafik uygulaması olan Pixelmator ile fotoğraflarınıza çok farklı efektler uygulayabilirsiniz. Mac ve iPad uygulamasını eş zamanla kullanabilirsiniz. Ücretli olan uygulama Adobe Photoshop’u destekliyor. Monument Valley (iOS ve Android): Bir başka tasarım ödüllü uygulama daha. Farklı mimari yapıları manipüle edebileceğiniz bu oyunda sessiz bir prensese rehberlik ediyorsunuz. Görsel ilüzyonlar ve etkileyici müziklere sahip olan uygulamanın dosya boyutu biraz büyük (266 MB). iOS ve Android için geliştirilmiş olan uygulama ücretli. Shazaam (iOS ve Android): Radyoda veya televizyonda duyduğunuz müziğin hangi şarkıcı veya gruba ait olduğunu söyleyen bir uygulama. Kime ait olduğunu bulduğunuz müzik eserini iTunes, Rdio, Deezer, Spotify üzerinden dinleyebiliyorsunuz. Ücretsiz olan uygulama Facebook, Twitter, Google+ ve Pinterest gibi farklı sosyal mecralarla da uyumlu. Wunderlist (iOS ve Android): Not almaya ve plan yapmaya yardımcı olan bir uygulama. Wunderlist’i en basit market alışverişi listesinden tutun da karmaşık projelerin yönetimine kadar bir çok farklı iş için kullanmak mümkün. SwiftKey Keyboard+Emoji (iOS ve Android): Farklı yazma teknikleri olan bir klavye uygulaması. Farklı ve eğlenceli emoji karakter seçenekleri de var. Birbirinden değişik tema seçenekleri sunan uygulama ücretsiz. Mailbox (iOS ve Android): Gmail ve iCloud hesapları için geliştirilmiş bir eposta uygulaması. Kullanışlı bir tasarıma sahip olan bu uygulama, epostaları daha iyi şekilde düzenlemenize yardımcı oluyor.Filipagram (iOS ve Android): Hem cihazınızdaki hem de Facebook veya Instagram’daki fotoğraflarınızı eğlenceli, kısa videolara dönüştürebileceğiniz bir uygulama. Farklı filtre seçeneklerine sahip olan uygulamada videonuzu renkli hale getirmek için ücretsiz müzikler de kullanabiliyorsunuz. TripAdvisor (iOS ve Android): Seyahat severlerin mutlaka indirmesi gereken bir uygulama. TripAdvisor ile milyonlarca otel için yapılmış yorumlara ulaşabilirsiniz. Uygulamada ayrıca en ucuz uçak bileti bilgilerine veya restoran eleştirilerine erişmeniz de mümkün.
15 Aralık 2014 Pazartesi
Global Türk Markası İçin Çeşitlilik Şart
2013’ün üçüncü çeyreğinde Türkiye PC pazarında yüzde 18’lik paya ulaşan Lenovo, 2014’teki payını yüzde 25’e çıkarıp liderliğini devam ettirdi. Bu başarının arkasındaki isim olan Lenovo Türkiye Genel Müdürü Gülfem Çakmakçı’yla çalışma stratejilerini, Türk tüketicilerin beklentilerini ve neden bizden de bir global marka çıkmadığını konuştuk.Lenovo’nun Palladium İş Merkezi’ndeki modern ofisinde buluştuğumuz Gülfem Çakmakçı son 2 yıldır Türkiye pazarındaki büyümenizi neye borçlusunuz sorusuna, ekip olarak çok çalıştıklarını söyleyerek cevap veriyor. “Sahanın en iyi ekibinin bizde olduğunu düşünüyorum. Takım olarak çok iyi hareket ediyoruz. Kendimizi 30 Spartalılar olarak adlandırıyorum. Filmdeki Spartalılar gibi hep birlikteyiz. Pazarın ihtiyaçlarını iyi okuyoruz. Verdiğimiz sözün arkasında duruyoruz. Ürün çeşidimizi zengin tutuyoruz. Tüketiciye iyi fiyat sunabiliyoruz. Hedefimiz hem Türkiye’deki bilgisayar pastasını hem de bu pastadaki payımızı büyütmek.”Araştırma kuruluşu International Data Corporation (IDC) rakamlarına göre Türkiye PC pazarı 2.5 milyon, tablet pazarı ise 4 milyon adet. Diğer popüler alan ise yıllık 10 milyon adet satışla akıllı telefonlar. Gülfem Çakmakçı 2015’ten itibaren hem akıllı telefon hem de akıllı saat modellerini Türkiye’de satışa çıkaracaklarını belirtiyor. Türk tüketiciler ucuzcu değil “En ucuz konfigürasyonumuz en çok satan ürünümüz değil.” diyen Çakmakçı, Türk tüketicilerin ürüne verdikleri paranın karşılığını almak istediklerini belirtiyor. “Teknoloji ürünlerinde aradığımız şey ucuzluk değil. Renk, incelik ve şıklığı seviyoruz. Kurumsal müşteriler sağlamlığa, prestije ve müşteri servisine önem veriyor. KOBİ’ler ise ekonomik ürün arıyor. Sağlam olsun ama maliyeti de uygun olsun diyorlar.”Neden global bir markamız yok?Gülfem Çakmakçı, neden Türkiye’den de global bir teknoloji firması çıkmıyor sorusunu, üzülerek “Keşke sadece teknolojiyi konuşabiliyor olsak, Türkiye’den herhangi bir global markamız çıktı mı?” diye cevaplıyor. “Kimseyi eleştirmek için söylemiyorum ama kendimizi anlatmayı bilmiyoruz. Dünyanın en güzel ülkesi Türkiye’yi bile tanıtamıyoruz. Hazıra konmayı seviyoruz. Üretim konusunda fazla yatırım yapmıyoruz. Tekstil ülkesiyiz ama global olarak tanınan bir tane bile markamız yok. Bu alandaki en büyük marka Mavi Jeans ama sadece o kadar. Belki başkaları da vardır ama ben bilmiyorum.”Çakmakçı’nın üzerinde durduğu bir diğer konu ise çeşitlilik. “Global bir marka olmak için çeşitlilik çok önemli. Bu çeşitliliğin içinde milliyet, din, lisan ve cinsiyet var. Özellikle bir şirkette kadınların varlığı şart. Kadın doğurgandır, şirketlerin büyüyebilmesi için o doğurganlık çok önemli. Yabancıların kültürünü de anlamak lazım. Sadece ben varım ve dünya benim etrafımda dönüyor demek olmaz. Eğer Lenovo sırf Çin şirketi olsaydı, böyle bir marka çıkamazdı. Bizim CEO’muz Çinli onun dışında yönetimde Amerikalısı, İtalyan’ı, Fransız’ı var. Biz biraz daha tutucuyuz. Kendi kabuğumuzda yaşayalım, arada kaplumbağa gibi kafamızı çıkaralım diye düşünüyoruz. Zarar görmemek için risk almıyoruz. Bunun sonucunda global markamız olmuyor. Bakış açımızı değiştirmemiz gerek.”
8 Aralık 2014 Pazartesi
Giyilebilir bilgisayarlar yakın geleceğin en önemli teknolojisi olacak
Intel Eğitim Zirvesi kapsamında Türkiye’ye gelen Intel Başkan Yardımcısı John Davies, eğitim teknolojieri alanında yaptıkları projeleri anlattı. Günümüzde iş ortamının çok değiştiğini ifade eden Davies, eğitimin artık sadece sınıflarda değil hayatın her alanında olması gerektiğini vurguladı. Davies’e göre yakın geleceğin en önemli teknolojisi ise giyilebilir bilgisayarlar.-Intel’in 10 yıldır Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde düzenlediği Eğitim Zirvesi, bu yıl Türkiye’de gerçekleşti. ‘Kültürlerin Eğitim ile Yakınlaşması’ adlı tema etrafında düzenlenen zirvede, teknolojinin eğitime katkısı ve Türkiye’nin mevcut durumu tartışıldı.Zirvenin açılışında konuşan Intel Türkiye, Ortadoğu ve Afrika Bölge Başkanı Çiğdem Ertem, Intel Öğretmen Programı kapsamında 100’den fazla ülkede 12 milyon eğitimcinin ve 13 farklı ülkede 8–18 yaş arasında 1,6 milyon öğrencinin en son teknolojiyle tanışmasını sağladıklarını ifade etti. Intel Türkiye Genel Müdürü Burak Aydın ise Türkiye ve dünyada öğrenci ve öğretmenlerin gelişimine katkıda bulunmak için birçok proje gerçekleştirdiklerini vurguladı. Etkinliğin bu yılki konukları arasında Intel Başkan Yardımcısı John Davies de bulunuyordu. Intel World Ahead adlı projenin başında olan John Davies’in amacı dünyada internet erişimi olmayan 4,5 milyar insanın internete bağlanmasına yardımcı olmak. “Maddi geliri yüksek olmayan insanların veya üniversite öğrencilerinin internete erişebilmesi için projeler geliştirip bunu telekom firmalarına sunuyoruz.” diyen Davies, daha çok insanın internete bağlanmasıyla eğitim, sağlık ve mobil iş imkanlarının artacağını ifade etti.Teknoloji Kadar İnsan Unsuru da Önemli Eğitimde insan unsuruna büyük vurgu yapan John Davies’e göre eğitim sektöründeki eksikleri kapatmak için teknoloji önemli ama tek başına yeterli değil. Öğretmenlerin ve ailelerin yetkinliğinin de artırılması şart.“Öğrenciler teknolojiye bayılıyor, yeni teknolojileri öğretmenlerinden önce öğreniyor. Eğer günlük hayatta kullandıkları teknolojileri okulda bulamazlarsa sıkılabilir ve neden bu eğitimi aldıklarını sorgulayabilirler. Biz de öğretmenlerin bu konudaki yetkinliğini arttırmak için Intel Öğretmen Programı’nı (Intel Teach) geliştirdik. Amacımız bilgi ve iletişim teknolojilerinin sınıflarında uygulanmasına yardımcı olmak. Öğretmenler sınıfa sırtını dönüp tahtaya yazı yazan kişiler olmamalı. Öğrencilerle yüzyüze gelip onları gruplar halinde çalıştıran ve teknolojiyi daha iyi anlamalarına yardımcı olan kişiler olmalılar.”“Günümüzde her türlü eğitim, müzik veya film içeriğini cihazlarımıza indirmek çok kolay. Ama sadece tüketen kişi olmak doğru değil.” diyen John Davies’e göre eğitim artık sadece fiziki sınıflarla sınırlı kalmamalı.“İş piyasası değişiyor. Yazılım geliştiren, yeni şeyler üreten insanlara ihtiyacımız var. Öğretmenlerin bu şuurda olması çok kritik. Ailelerin de bilinçli olması şart. Eğitim artık hayatın her alanında 24 saat devam eden bir süreç. Bu bir zihin değişikliği.”Görevi gereği yüzlerce ülkeyi ziyaret eden ve Intel’in önemli yatırımlarını yönlendiren John Davies “Yakın geleceğin en önemli teknolojisi sizce ne olacak?” sorusuna “giyilebilir bilgisayarlar” yanıtını veriyor.“Bugün bir bilgisayar olarak kolumuza taktığımız saat, nabzımızı veya adımlarımızı ölçüp bir sağlık cihazına dönüşebiliyor. Kullanımlarına bağlı olarak giyilebilir bilgisayarlar yakın gelecekte çok popüler olacak. 1981 yılında sadece bir kaç bin PC üretebileceğimizi düşünüyorduk ama bakın nerelere geldik. Telefonlarda da benzeri şey oldu. Şimdi aynı şey giyilebilir bilgisayarlarda da yaşanacak. Bugün kullandığımızdan çok farklı şekillerde kullandıkça bu cihazlar yaygınlaşacak.” d.ergurel@zaman.com.tr
6 Aralık 2014 Cumartesi
Cep telefonlarının hurdası bile servet
Cep telefonlarının yüksek oranda altın ve gümüş gibi kıymetli elementler içerdiğini bildiren uzmanlar, bu telefonların geri dönüştürülmesinin hem sağlık hem de maddi anlamdabüyük faydalar sağlayacağını kaydediyor.İTÜ Öğretim Görevlisi, Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu, "Geri dönüştürülen her bir milyon cep telefonu ile ortalama 16 bin kg bakır, 350 kg gümüş, 35 kg altın ve 15 kg paladyum geri kazanılıyor" dedi.İTÜ Öğretim Üyesi, Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, çok sayıda evde, kullanılmayan elektrikli ve elektronik eşyalar bulunduğunu, bunların başında da cep telefonlarının geldiğini belirtti. Dünya genelinde sim kart sayısının dünya nüfus artışının beş katı olduğunu ifade eden Karaosmanoğlu, "Başta cep telefonlarımız olmak üzere çok sayıda elektrikli ve elektronik eşyalarımızı büyük bir hevesle satın alıyoruz. Ancak kullanım süreleri bittiğinde, bu eşyaları ya bir kenara koyuyoruz ya da çöpe atıyoruz. Bu aşamadan sonra ne olduğuyla ilgilenmiyoruz bile. Oysa ilgilenmediğimiz bu e-atıklar hem insanlara hem de çevreye müthiş zararlar veriyor. Çöpe attığımız bu eşyalar genellikle yasa dışı yollarla Afrika'ya ulaştırılıyor. Buradaki köylerde çok sayıda genç, hatta çocuklar elektrikli ve elektronik çöp yığınlarından, e-atıklardan değerli maddeler elde etmek için çalışıyor ve geçimlerini sadece buradan sağlıyor" dedi.-GERİ DÖNÜŞTÜRÜLEN ELEMENTLER MADENCİLİĞE OLUMLU ETKİLER YARATILACAKMevcut verilere göre geçimini e-atıklardan sağlayan çok sayıda kişinin, cihazlardan yayılan zehirli gazlar sebebiyle kansere yakalandığın ve fiziki zarar gördüğünü ifade eden Karaosmanoğlu, 2020 yılına kadar bu bölgedeki elektronik atık miktarının iki katına çıkacağının belirtildiğine dikkat çekti. Cep telefonları ve diğer elektrikli ve elektronik eşyaların yüksek oranda altın veya gümüş gibi kıymetli elementleri vurgulayan Karaosmanoğlu, "Geri dönüştürülen her bir milyon cep telefonu ile ortalama 16 bin kg bakır, 35 kg gümüş, 35 kg altın ve 15 kg paladyum geri kazanılıyor" dedi. Bazı kaynaklarda, e-atıklardan altın kazanımının, altının cevherinden üretimden daha karlı olduğunun da ileri sürüldüğünü belirten Karaosmanoğlu, madencilik zor bir iş kolu ve rezervler de sınırlı diyerek, geri dönüştürülen elementlerle madencilik faaliyetlerinde de olumlu etkiler yaratılacağını belirtti.Prof. Karaosmanoğlu "İstanbul'da 5-6 Mart 2015 tarihlerinde, Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) ve Enerji Verimliliği Derneği (ENVER) ortaklığında düzenlenecek İstanbul Elektrikli ve Elektronik Atık Zirvesi'nde, e-atık konusunda paydaşları yan yana getirmek ve e-atıkların ulusal servet olduğunu vurgulamak istiyoruz" dedi. (ANKA)
2 Aralık 2014 Salı
Apple, Dünya AIDS Günü için mağazalarını kırmızıya çevirdi
1 Aralık Dünya AIDS Günü’ne dikkat çekmek isteyen Apple, dünyadaki tüm mağazalarını kırmızıya çevirdi. Apple mağazalarının logoları 24 saat boyunca kırmızı renk olarak kalacak. Ayrıca gün içerisinde satılan ürünlerden elde edilen gelirin bir bölümü ise AIDS’le mücadele eden Global Fund’a aktarılacak. Kampanya kapsamında Apple’ın Türkiye’deki iki mağazası olan Apple Store Zorlu Center ve Apple Store Akasya da kırmızıya büründü.Dünyanın en büyük teknoloji şirketi Apple, 2006 yılından bu yana Product (RED) adı verilen tamamen kırmızı renkli ürünlerin satışıyla Global Fund’a destek oluyor. U2 solisti Bono’nun öncülüğünü yaptığı Product (RED) oluşumu Apple gibi şirketlerle birlikte kırmızı renkli ürünler tasarlayarak AIDS’le mücadele eden projelere kaynak sağlıyor. Kırmızı renk, 1991 yılındaki Kırmızı Kurdele (Red Ribbon) adıyla düzenlenen kampanyadan bu yana AIDS’le mücade eden projelerin sembol rengi olarak kullanılıyor.Apple Store Sydney, AvustralyaApple bugüne kadar 75 milyon dolar yardım yaptıBugüne kadar (RED) ürünleriyle projeye destek olan Apple, bu yıl itibariyle ilk defa tüm perakende ve online satışların bir bölümünü fona bağışlayacak. Proje kapsamında ayrıca iki hafta boyunca (RED) için Uygulamalar adındaki özel App Store bölümünde özel yeni içeriğe sahip 25 uygulama olacak ve buradan kazanılacak tüm gelir doğrudan AIDS ile mücadele eden Global Fund’a aktarılacak.Sosyal sorumluluk projesi olarak 8 seneden bu yana AIDS ile mücadele eden Apple bugüne kadar Global Fund’a 75 milyon dolarlık yardım yaptı. RED projesinin başlamasıyla birlikte Global Fund’ın dünya çapında sağladığı toplam kaynak miktarı ise 275 milyon dolara ulaştı. Global Fund’ın sağladığı bu kaynak AIDS’le mücadele eden sağlık araştırmalarına harcanıyor.Apple CEO’su Tim Cook konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları ifade etti:“Apple (RED) projesini gururla destekliyoruz, çünkü verilebilecek en önemli hediyenin yaşam hediyesi olduğuna inanıyoruz.” Kampanyaya destek olan müşterilerinin AIDS’le mücadele için önemli bir kaynak oluşturduğunu kaydeden Cook, hem perakende hem de internet mağazasında başlattıkları yeni kampanyanın bugüne kadar yaptıkları en büyük yardım projesi olduğunu da sözlerine ekledi.
1 Aralık 2014 Pazartesi
PES, eski parlak günlerine dönüyor
Son birkaç yıldır FIFA’nın gerisinde kalan futbol oyunu Pro Evolution Soccer’ın (PES) yeni versiyonunda büyük iyileştirmeler yapıldı. Ara yüzü güncellenen oyun, heyecan verici özellikleriyle oyunseverleri cezbetmeye kararlı.Konsolda futbol oyunu oynamayı sevenler bilir. 2000’li yılların başında en popüler futbol oyunu olan Pro Evolution Soccer (PES) yıllar geçtikçe rakibi olan diğer futbol oyunu FIFA’nın birkaç adım gerisinde kaldı. FIFA’yı geliştiren EA Sports serinin her yeni versiyonuna farklı özellikler getirip oyun deneyimini renklendirirken, PES’i geliştiren Konami, bu konuda biraz yavaş davrandı. Fakat yepyeni bir arayüzle karşımıza çıkan PES 2015’te oyunun üzerindeki bu ölü toprağı atılmış görünüyor. Fox Engine adı verilen oyun motoru sayesinde önceki yıllara göre daha etkileyici bir oyun deneyimi sunulmakta. PlayStation 4 versiyonunu denediğimiz oyunda, futbolcuların sahada verdiği tepkiler oldukça gerçekçi. PES ID adı verilen sistem sayesinde futbolcular hem gerçek hayattaki yeteneklerine uygun olarak hareket ediyor hem de takım oyununu daha iyi oynuyor. Yaptığınız atağın şekline göre takım arkadaşlarınız daha gerçekçi pozisyon alıyor. Kalecilerin hareketleri ve ara paslar da oldukça iyileştirilmiş. Şampiyonlar Ligi, Amerika ve Avrupa kupaları oyunun en renkli bölümleri. Saha içi animasyonlar ve müzik sayesinde turnuvanın havasına kolayca bürünüyorsunuz. My Club modu ise kendi takımınızı kurup internet üzerinden rakiplerle maç yapmaya imkân sağlıyor. Oyunun eksik yönlerine gelecek olursak, bazı futbol ligi isim haklarının hâlâ alınamamış olması büyük bir handikap. Bu nedenle örneğin Arsenal’in oyundaki adı North London, Liverpool’un adı ise Merseyside Red olarak geçiyor. Seyirci tepkileri de biraz durağan. Oyunda Türkiye liginin olmaması ise önemli bir başka eksiklik. Sonuç olarak PES 2015, oyunun eski yıllardaki başarılı günlerine doğru atılmış çok iyi bir adım olarak tanımlanabilir. Eğer futbol oyunu oynamayı seviyorsanız PES 2015’in sizi heyecanlandıracağı kesin.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)