30 Haziran 2015 Salı

Selfie'de yeni çığır: Havaya fırlatılan 'Lily' ile otomatik drone çekimi

Daha çok profesyonellere hitap eden insansız hava araçları (Drone), artık herkes tarafından kolaylıkla kullanılabilecek. Zira gelecek sene dağıtımına başlanacak Lily adlı kamerayı kullanmak için sadece havaya fırlatmak yeterli olacak. Fırlatmadan hemen sonra herhangi bir kumandaya veya kontrole ihtiyaç duymadan havada uçmaya başlayan 'drone', bileğe takılan GPS sensörü sayesinde kullanıcısını belli bir mesafeden takip edebiliyor. Bu sırada Lily, fotoğraf ve video çekimi yapıyor.

Lily adlı kamerayı diğer 'drone'lardan ayıran en önemli özelliği, havaya atılması ve hemen sonrasında uçmaya başlaması. Bileğe takılan GPS sensörü ile kullanıcıyı 30 metre havadan takip edebilen Lily, 15 metreye kadar yükselebiliyor ve saatte 40 kilometre hız yapabiliyor.

Kompakt bir yapıya sahip olan 'drone'un üzerine yerleştirilmiş bir video kamerası bulunuyor. Kamera, 1080 ila 720 piksel ve saniyede 60 kare sesli video kaydı yapabilirken aynı zamanda fotoğraf çekmeye de imkan tanıyor.

Kameranın ön, arka, sağ, sol veya tam tur dönerek görüntü alması sağlanabiliyor. İnsansız hava aracı, iki saatlik şarj ile 20 dakika boyunca havada kalabiliyor. Su geçirmez olarak tasarlanan Lily, suyun üstünü atıldığında batmıyor, pervanelerini çalıştırarak kalkış yapabiliyor.

Toplam 4 GB'lık dahili hafızası olan kameranın kapasitesi, microSD kartlar ile yükseltilebiliyor. Toplam 1,3 kilogram ağırlığındaki Lily, her yere götürülebilir olması ile de dikkat çekiyor.

Lily, bu yıl 499 dolar ön sipariş fiyatı ile satışa sunuluyor. Gelecek yıl şubat ayından itibaren dağıtımına başlanacak aracın perakende fiyatı 999 dolar olacak.

(CİHAN)

25 Haziran 2015 Perşembe

LG'den orta düzey yeni akıllı telefon

Güney Kore'nin dünyaca ünlü teknoloji firması LG Electronics'in, bu hafta yeni model orta düzey akıllı telefon satışına başlayacağı bildirildi. LG Band Play adlı telefonun 356 dolar olacağı belirtiliyor.

Şimdilik sadece Güney Kore'de satışa çıkarılacağı duyurulan yeni LG Band Play ismindeki akıllı telefonun, 13 megapiksel arka kamera ve 5 megapiksel ön kamerası, G4 modellerinde görülen Quadbeat 3 kulaklıkları, yüksek ve kaliteli ses için 1-wattlık spikeri bulunuyor. Android 5.1 Lollipop işletim sistemiyle çalışacağı belirtilen yeni akıllı telefon, 5 inch ekrana ve 2300 mAh bataryaya sahip.

Perşembe gününden itibaren sadece Güney Kore'de SK Telecom müşterileri için satışa çıkarılacak yeni akıllı telefonun fiyatının 394,800 Won (356 dolar) olacağı kaydedildi.

(CİHAN)

22 Haziran 2015 Pazartesi

Akıllı sensörler kargo sektörünü değiştiriyor

Her işin başı sağlık. Sağlığın en büyük yardımcısı ise teknoloji.

Teknoloji geliştikçe hastalıkların çaresi artıyor. Ama iş bununla sınırlı değil. Şifa kaynağı ilaçların doğru koşullarda ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması da en az üretim kadar önemli. Uygun sıcaklıkta taşınmayan ilaçlar çöp olabilir. Bu tehlikeye karşı DHL, UPS ve FedEX gibi büyük kargo şirketleri “Soğuk Zincir” (Cold Chain) adı verilen taşımacılık hizmeti sağlıyor. Dünyanın bir ucundan yola çıkan ilaç veya gıda gibi ısıya hassas ürünler, en son teknoloji ürünü denetim sistemleri yardımıyla, yol boyunca belirli bir ısıda korunup, gümrük işlemleri tamamlanıp, bir başka ülkedeki teslimat adresine güvenle ulaştırılıyor.

Yaşam bilimleri ve özel ilaç taşımacılığına son yıllarda büyük yatırım yapan DHL, konuyla ilgili bir de rapor yayınladı. “Daha Akıllı Soğuk Zincir: Her şirketin benimsemesi gereken 4 esas” adlı rapor, Almanya'nın Hamburg şehrinde 15-17 Haziran tarihlerinde düzenlenen 15. Yıllık Global Yaşam Bilimleri ve Sağlık Hizmetleri Konferası'nda basın mensuplarıyla paylaşıldı. Rapora göre soğuk zincir kargo hizmeti, nesnelerin interneti ve teknoloji yardımıyla daha akıllı hale gelebilir.

Konferansta söz alan Deustche Post DHL Group CEO'su Frank Appel, global sağlık hizmeti harcamaları pazarının 2018 yılında 1.3 trilyon dolara ulaşacağını belirtti. Kanser ilacı ve aşılardan oluşan özel ilaçların bu pazardaki payı 400 milyar dolar olacak. Özel ilaçların ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını sağlayacak soğuk zincir taşımacılığı pazarının ise 2020 yılında 13.4 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Kargo şirketinde yaşam bilimi uzmanı çalışıyor

“İlaç teknolojisindeki değişiklikler, ilaç taşımacılığını tamamen etkiliyor” diyen DHL Yaşam Bilimleri ve Sağlık Hizmetleri Sektörü Başkanı Angelos Orfanos, şirket bünyesinde sadece kargo personeli değil, 4,900 yaşam bilimi uzmanı 150 eczacı çalıştırdıklarını söyledi. DHL'in aralarında İstanbul'un da olduğu 90'dan fazla şehirde yaşam bilimi istasyonu var. Bu istasyonlarda çalışan uzmanlar, hassas bir şekilde taşınması gereken ilaç ve gıda gibi ürünlerin kargo esnasında bozulmamasından sorumlu.

Akıllı paketler kendi yolunu buluyor

Radyo Frekansı ile Tanımlama (RFID) teknolojisiyle donatılmış özel konteynerlerin sıcaklık ve nem seviyesi uzaktan kontrol edilebiliyor.

Akıllı sensörler sayesinde ilaç kutularını gümrük noktalarında açmadan anlık durumlarını görmek mümkün. İlaçların yolda zarar görmesi durumunda bu sensörler merkeze mesaj göndererek yeni ilaç gönderimi talep ediyor. RFID etiketi yerleştirilmiş akıllı paketler, sensörler yardımıyla büyük lojistik merkezlerinde kendi yolunu bulabiliyor.

16 Haziran 2015 Salı

Serinlemek isterken yüksek faturayla terlemeyin

Aşırı sıcaklar yüzünü göstermeye başladı. Vatandaşlar serinlemek için çareyi klimalarda buluyor. Ancak, tüketiciler eksik bilgi ve uygulamalar sebebiyle hatalı klima seçimi yaparak düşük performans ve yüksek faturalarla karşılaşabiliyor. Mitsubishi Electric Türkiye Klima Sistemleri Genel Müdürü Yenal Altaç, mekâna uygun olarak seçilmiş klimaların önemine dikkat çekiyor.

Düşük fatura ile serinlemenin püf noktaları….

-Klimanın mekanın soğutma ve ısıtma ihtiyacına uygun olması şart.

-Enerji tasarruflu ve düşük ses seviyesine sahip olması gerekiyor.

-Mekana uygun kapasite belirlenerek montajının uzmanlar tarafından yapılması ve sağlıklı ortamlar için doğru filtreye dikkat edilmesi gerekiyor.

-Mekâna uygun klimanın yanı sıra seçilen klimanın konumlanması gereken ideal yer çok önemli.

-A+++ kategorisine giren ürünler kullanıcının masrafları açısından büyük farklar oluşturabiliyor. (Ancak, yeni sınıflandırma sistemine göre örneğin Antalya için A sınıfı olan bir klima İstanbul için A sınıfı olmayabilir. Bu nedenle tüketiciler klima alırken bulundukları bölgenin iklim şartlarına uygun özellikteki klimaları tercih ettikleri zaman hem maksimum verim elde ediyor hem de enerji tasarrufu sağlıyor.)

15 Haziran 2015 Pazartesi

Apple, Spotify'a rakip oluyor

Apple, San Francisco'da düzenlenen Dünya Geliştirici Konferansı WWDC15'te en yeni servislerini tanıttı.

Eylül 2015'te herkesin kullanımına açılması beklenen yeni mobil işletim sistemi iOS 9, kullanıcı alışkanlıklarına uygun servis önerileri yapacak, trafik verilerini analiz edip randevu saatini hatırlatacak. Kullanıcılar iPad ekranını ikiye bölüp, bir yandan internette gezinirken, diğer yandan film izleyebilecek. “Düşük Güç” modu sayesinde iPhone'un şarj süresi 3 saat daha uzayacak. Flipboard benzeri yeni haber uygulaması “News” favori web sitelerini ve blogları tek bir uygulama üzerinden okuma imkânı sağlayacak.

El Capitan adını alan yeni Mac işletim sisteminin Spotlight arama fonksiyonu geliştirildi. Sadece dosya adıyla değil, “Geçtiğimiz mart ayında çektiğim fotoğraflar” şeklinde arama yapmak da mümkün olacak. Yeniliklerden Apple Watch da nasibini aldı. Artık iPhone'la eşlemeye gerek olmadan, doğrudan Apple Watch'ta çalışan uygulama yapmak mümkün olacak. Diğer yandan Apple, dünyanın en popüler online müzik servisi Spotify'a rakip olacak yeni uygulaması “Apple Music”i tanıttı. Aylık 9,99 dolara sınırsız müzik dinleme hizmetinin sunulacağı servis 30 Haziran'da 100'den fazla ülkede kullanılabilecek.

8 Haziran 2015 Pazartesi

Bu uygulama e-postayı bitiriyor

Eğer kalabalık gruplarla iş yaparken, sayısız e-posta arasında kayboluyorsanız size iyi bir haberimiz var. Slack adlı uygulama e-posta kalabalığını ortadan kaldırıp grup içindeki iletişimi kolaylaştırıyor.

Silikon Vadisi’nde bir girişimci olan Stewart Butterfield, 2010 yıllarında Glitch adlı bir oyun üzerinde çalışır. Tasarım sürecinde ekibiyle iletişim kurarken, e-postanın yeterli olmadığını görür. Bunun üzerine bir grup içi iletişim uygulaması geliştirir. Ne var ki bir süre sonra proje başarısızlıkla sonuçlanır, şirket iflas bayrağını çeker. Ama bu sırada Stewart çok önemli bir soruna çözüm bulduğunu fark etmiştir. Geliştirdiği grup içi iletişim uygulaması kalabalık takımlar arasında iletişim kurma sorununu çözmektedir. Bunun üzerine tüm iş modelini baştan kurgulayıp sadece bu uygulamayı geliştirmeye karar verir.

Slack adını verdiği uygulama 2013’ün Ağustos ayında kullanıma açılır. Uygulama o kadar çok beğenilir ki, hiç reklam yapmadığı halde ilk altı ayda 125 bin kullanıcıya ulaşır. Bunun üzerine 2014’ün Nisan ayında 43 milyon dolar, ekim ayında 120 milyon dolar, Mart 2015’te ise 160 milyon dolar yatırım alır. Bir tesadüf sonucu geliştirilen uygulamanın değeri bugün itibarıyla 2 milyar 800 milyon dolar olarak hesaplanmaktadır. Üstelik bu değer her geçen gün daha da artıyor.

Nasıl kullanılıyor?

Slack.com adresinden ücretsiz bir hesap açtıktan sonra Mac, Windows, iOS veya Android uygulamalarını kullanıp takım arkadaşlarınızı davet ediyorsunuz. Uygulama içerisinde konularına göre belirli başlıklar açmak mümkün. Kullanıcılar, kendilerini ilgilendiren konu başlıklarına abone olup projenin başından sonuna kadar yapılan tüm yazışmaları kolayca takip edebiliyor. Konu başlığına birisi mesaj yazdığında sadece o başlık altındaki üyelere uyarı gidiyor. Böylece grup çalışması yaparken, ilgisiz mesajlarla e-posta kutunuzu doldurmamış oluyorsunuz.

Google Drive ve Dropbox gibi uygulamalarla uyumlu olan Slack’in bir diğer artısı da grup içerisinde paylaşılan dökümanların tek bir yerde toplanması. Böylece “kim, hangi dosyayı, ne zaman paylaştı, daha önce proje hakkında kim ne dedi” diye saatlerce arama yapmanıza gerek kalmıyor. Kullanıcı limiti olmayan ücretsiz hesapta 10.000 aranabilir mesaj ve 5 uygulama entegrasyonuna sahip oluyorsunuz. Eğer ekip sayınız çoksa ve yoğun kullanıyorsanız ücretli versiyonu kullanmanız gerek. Bunun fiyatı da kullanıcı başına aylık 7 dolardan 13 dolara kadar çıkıyor.

İlginç istatistikler

Slack’in kullanıcı sayısı Nisan 2015 itibarıyla 750 bine ulaştı. Bunun 200 bini daha çok özelliğin olduğu paralı versiyonu kullanıyor. Slack üzerinde 60 bin grup olduğu tahmin ediliyor. Ayda 300 milyon mesaj atılıyor. Kullanıcıların uygulamayı kullanma süresi ise 2 saat 15 dakika. Bu süre bir çok sosyal medya sitesinden bile çok daha fazla. Şirketin değeri Ekim 2014’te 1,12 milyar dolarken, Mart 2015’te iki katına çıkarak 2,8 milyar dolara ulaştı.

6 Haziran 2015 Cumartesi

Facebook oy veriyorum butonunu duyurdu

Dünyanın en büyük sosyal paylaşım ağı olan Facebook, 7 Haziran pazar günü yapılacak olan genel seçimler için yeni bir özelliğini duyurudu.

Facebook, "Oy Veriyorum" butonunu tanıttı. Pazar günü yapılacak genel seçimler için geliştirilen “Oy Veriyorum” butonunu, kullanıcıların seçimlerde oy kullandıkları bilgisini arkadaşlarıyla paylaşma imkanı sunuyor. Facebook2un bu yeni özelliği Türkiye'de oy kullanabilecek yaşta olan bütün kullanıcılarının haber kaynağı ekranında çıkacak.

2 Haziran 2015 Salı

Apple, teknoloji devlerini solladı

Macintosh bilgisayarların ve iPhone serisi akıllı telefonların mucidi Kaliforniyalı bilişim şirketi Apple’ın marka değeri 2014’e göre yüzde 67 arttı.

Bu artışla marka değeri 247 milyar dolara ulaşan Apple, Google’ı geçerek dünyanın en değerli markası oldu. Geçen senenin lideri Google’ın marka değeri ise yüzde 9 artışla 173,7 milyar liraya ulaşsa da, en değerli marka unvanını Apple’a kaptırarak 2. sıraya düştü. Dünyanın en büyük reklam ve pazarlama gruplarından Wire and Plastics Products (WPP) ve uluslararası pazar araştırma şirketi Milward Brown dünyanın en değerli 100 markasını açıkladı. Açıklanan listeye göre Apple, Google’ı ilk defa geçerek dünyanın en değerli markası oldu. Apple’ın değer artışında en büyük etkiyi iPhone 6 yaptı. Listenin 3. sırasında ise 115,5 milyar dolarlık değeri ile Microsoft yer aldı. Araştırma 10 yıl önce ilk kez yapıldığında dünyanın en değerli ilk 100 markasının değeri 1,5 milyar dolarken, 10 yıl sonra yüzde 126 artışla 3,3 trilyon dolara ulaştı. 2006’da ilk 100 arasında tek markası bulunan Çin’in bu sene listeye 14 markası girdi. Çin markalarının değeri 10 yılda yüzde 1000 artarken, ABD markalarının toplam değeri yüzde 137 arttı. Instagram ve WhatsApp gibi diğer sosyal medya platformlarını satın alıp birbiriyle entegre eden Facebook, çapraz satışla yüzde 99 büyüme elde etti. İnternet haricinde hiç satış mağazası olmayan Alibaba ve Amazon’un marka değeri dünyada 11 bin mağazası olan Walmart’ın üzerine çıktı.

1 Haziran 2015 Pazartesi

25 milyar dolarlık uygulama pazarında Türk girişimciler kabına sığmıyor

Dünyanın dört bir yanından yüz binlerce yazılımcı, San Francisco’daki Apple Dünya Geliştiriciler Konferansı’nı dört gözle bekliyor. Apple’ın geliştirdiği App Store uygulama ekonomisinde yer almak isteyen Türk girişimciler çok hevesli ama işleri hiç kolay değil.

Apple, yılın en önemli teknoloji etkinliklerinden birisine hazırlanıyor ama bu sefer gündemde yeni ve havalı bir ürün tanıtımı yok. 8-12 Haziran tarihlerinde San Francisco’da düzenlenecek olan Apple WWDC (Dünya Geliştiriciler Konferansı) etkinliğinde iOS ve OS X işletim sistemlerinin geleceği konuşulacak. “The epicenter of change” (değişimin merkezi) sloganıyla düzenlenen etkinliğe katılmak için biletler günler öncesinden tükendi. Katılamayanlar ise etkinliği internetten takip etmeye çalışacak. Bu büyük ilginin sebebi Apple uygulamalarının global ekonomiye olan muazzam etkisinden kaynaklanıyor.

2008 yılında açılan Apple App Store’daki uygulama sayısı 1,5 milyona yaklaşmış durumda. Uygulamaları geliştirenlerin bugüne kadar elde ettiği gelirin Avrupa çapında 7,5 milyar, globalde ise 25 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Ortaya çıkan bu yeni ekosistem ABD’de 1 milyon, Avrupa’da ise 500 binden fazla yeni iş istihdamı oluşturdu. Sadece Avrupa’da Apple’ın uygulama geliştirici programına kayıtlı 300 bin yazılımcı var. Ve bu sayı giderek artmakta.

Türkiye’deki durum

Türkiye’den Apple uygulama geliştirici programına kayıtlı olup uygulama geliştirenlerin sayısı ise 7 bin. Rakamlara baktığımızda 2012 yılından bu yana açık olan Türkiye App Store’da bugüne kadar yüzde 300 büyüme kaydedilmiş. Geçtiğimiz yıldan bu yana yayınlanan uygulamaların sayısı ise yüzde 50 artmış. Yemek Sepeti ve BiTaksi gibi uygulamaların, Pozitron gibi mobil teknoloji şirketlerinin yüz milyonlarca dolarlık yatırım alması Türkiye’deki uygulama geliştiricileri heyecanlandıran konular. Ama 75 milyonluk nüfusunun yarısından çoğunun 30 yaş ve altı gençlerden oluştuğu bir ülke için bu rakamlar pek yeterli gözükmüyor. Bunun da bazı sebepleri var.

Türkiye’deki problemlerin başında know-how eksikliği ve kalifiye yazılımcı sayısının azlığı geliyor. Bu sorunu ortadan kaldıracak aklı başında bir eğitim politikası ise ufukta görünmüyor. Saman alevi gibi parlayan bazı başarılı fikirler ise politik gerginliklere feda ediliyor. Birkaç yıl önce büyük umutlarla tanıtımı yapılan FATİH projesi atılan yanlış adımlar nedeniyle bir teknoloji çöplüğü olma yolunda hızla ilerlemekte. Okullara yüz binlerce tablet ve tahta alınmasına rağmen, bu cihazları gerçekten akıllı hale getirecek uygulama geliştiriciler ve öğrencilere ilham verip yönlendirecek bilgisayar öğretmenleri ihmal edilmiş durumda. Dünyada milyar dolarlık bir pazar haline gelmiş olan dijital oyun sektörü ise eğitim müfredatımızda kendine bir yer bulmuş değil.

Uygulama pazarı yeterince büyük olmayınca, haliyle yatırımcılar da e-ticaret gibi sıcak paranın hızlı döndüğü alanlara ilgi duyuyor. Sosyal etki oluşturan ama henüz para kazanmayan uygulamalara destek çıkan yatırımcı bulmak neredeyse imkânsız. İyi yazılımcılar yüksek paralarla büyük şirketlerde çalışırken, henüz yolun başındaki girişimciler hayallerini gerçekleştirecek yazılımcı bulmakta zorlanıyor. Girişimcilik eko sisteminin ihtiyaç duyduğu başarı hikâyeleri maalesef tesadüflere bırakılıyor.

Eğitim dört duvar

arasında kalmamalı

Her ne kadar Türkiye’deki tablo potansiyelin çok altında olsa da, idealist girişimciler de yok değil. Uygulama geliştiriciler genellikle oyun ve e-ticaret gibi alanlara yönelse de, öğretmen bir anne babanın oğlu olan Cenk Sezgin, eğitim alanında bir uygulama geliştirmeye karar vermiş. Tera Data şirketinde endüstri mühendisliği yapan Cenk, bilgisayar mühendisi arkadaşı Kürşat Deniz ve mimar İnanç Eray’la bir araya gelerek, işten arta kalan zamanlarında SoruSana adlı uygulamayı geliştirmiş.

Ücretsiz olan SoruSana uygulaması öğrencilerin üniversite sınavına hazırlanmalarına yardımcı oluyor. Öğrenciler bilemedikleri soruların fotoğrafını çekip, diğer kullanıcılardan destek alıyor. İlk çıktığı 2013 yılından bu yana kulaktan kulağa yayılan uygulama 81 ilde, 30 bin kullanıcıya ulaşmış durumda. “Sürekli ve kişiselleştirilebilir eğitime inanıyorum. Öğretmen merkezli eğitim anlayışından öğrenen merkezli eğitim anlayışına geçmeliyiz. Öğrenme süreci okulun duvarlarının dışına çıkmalı.” diyen Cenk Sezgin’i en çok motive eden şey ise eğitimde fırsat eşitliğine katkı yapma düşüncesi.

“Türkiye’nin küçük bir ilindeki çok yetenekli bir fizik hocası, Türkiye’nin belki de derece yapacak bir başka şehirdeki öğrencisine hiç farkında olmadan yardım edebilir.” diyen Sezgin, bu uygulamayı para kazanmak için geliştirmediğini söylüyor. “Türkiye’nin çeşitli şehirlerinden bize ulaşıp daha fazla kişiye yardımcı olmak istediğini söyleyen insanları veya benim için en keyifli zaman tanımadığım öğrencilere yardımcı olmak diyen hocaları gördükçe mutlu oluyorum. SoruSana gibi dijital uygulamalar eğitimin yetersiz olduğu ülkelerde fırsat eşitliği sağlayacaktır.”