Dünyanın dört bir yanından yüz binlerce yazılımcı, San Francisco’daki Apple Dünya Geliştiriciler Konferansı’nı dört gözle bekliyor. Apple’ın geliştirdiği App Store uygulama ekonomisinde yer almak isteyen Türk girişimciler çok hevesli ama işleri hiç kolay değil.
Apple, yılın en önemli teknoloji etkinliklerinden birisine hazırlanıyor ama bu sefer gündemde yeni ve havalı bir ürün tanıtımı yok. 8-12 Haziran tarihlerinde San Francisco’da düzenlenecek olan Apple WWDC (Dünya Geliştiriciler Konferansı) etkinliğinde iOS ve OS X işletim sistemlerinin geleceği konuşulacak. “The epicenter of change” (değişimin merkezi) sloganıyla düzenlenen etkinliğe katılmak için biletler günler öncesinden tükendi. Katılamayanlar ise etkinliği internetten takip etmeye çalışacak. Bu büyük ilginin sebebi Apple uygulamalarının global ekonomiye olan muazzam etkisinden kaynaklanıyor.
2008 yılında açılan Apple App Store’daki uygulama sayısı 1,5 milyona yaklaşmış durumda. Uygulamaları geliştirenlerin bugüne kadar elde ettiği gelirin Avrupa çapında 7,5 milyar, globalde ise 25 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Ortaya çıkan bu yeni ekosistem ABD’de 1 milyon, Avrupa’da ise 500 binden fazla yeni iş istihdamı oluşturdu. Sadece Avrupa’da Apple’ın uygulama geliştirici programına kayıtlı 300 bin yazılımcı var. Ve bu sayı giderek artmakta.
Türkiye’deki durum
Türkiye’den Apple uygulama geliştirici programına kayıtlı olup uygulama geliştirenlerin sayısı ise 7 bin. Rakamlara baktığımızda 2012 yılından bu yana açık olan Türkiye App Store’da bugüne kadar yüzde 300 büyüme kaydedilmiş. Geçtiğimiz yıldan bu yana yayınlanan uygulamaların sayısı ise yüzde 50 artmış. Yemek Sepeti ve BiTaksi gibi uygulamaların, Pozitron gibi mobil teknoloji şirketlerinin yüz milyonlarca dolarlık yatırım alması Türkiye’deki uygulama geliştiricileri heyecanlandıran konular. Ama 75 milyonluk nüfusunun yarısından çoğunun 30 yaş ve altı gençlerden oluştuğu bir ülke için bu rakamlar pek yeterli gözükmüyor. Bunun da bazı sebepleri var.
Türkiye’deki problemlerin başında know-how eksikliği ve kalifiye yazılımcı sayısının azlığı geliyor. Bu sorunu ortadan kaldıracak aklı başında bir eğitim politikası ise ufukta görünmüyor. Saman alevi gibi parlayan bazı başarılı fikirler ise politik gerginliklere feda ediliyor. Birkaç yıl önce büyük umutlarla tanıtımı yapılan FATİH projesi atılan yanlış adımlar nedeniyle bir teknoloji çöplüğü olma yolunda hızla ilerlemekte. Okullara yüz binlerce tablet ve tahta alınmasına rağmen, bu cihazları gerçekten akıllı hale getirecek uygulama geliştiriciler ve öğrencilere ilham verip yönlendirecek bilgisayar öğretmenleri ihmal edilmiş durumda. Dünyada milyar dolarlık bir pazar haline gelmiş olan dijital oyun sektörü ise eğitim müfredatımızda kendine bir yer bulmuş değil.
Uygulama pazarı yeterince büyük olmayınca, haliyle yatırımcılar da e-ticaret gibi sıcak paranın hızlı döndüğü alanlara ilgi duyuyor. Sosyal etki oluşturan ama henüz para kazanmayan uygulamalara destek çıkan yatırımcı bulmak neredeyse imkânsız. İyi yazılımcılar yüksek paralarla büyük şirketlerde çalışırken, henüz yolun başındaki girişimciler hayallerini gerçekleştirecek yazılımcı bulmakta zorlanıyor. Girişimcilik eko sisteminin ihtiyaç duyduğu başarı hikâyeleri maalesef tesadüflere bırakılıyor.
Eğitim dört duvar
arasında kalmamalı
Her ne kadar Türkiye’deki tablo potansiyelin çok altında olsa da, idealist girişimciler de yok değil. Uygulama geliştiriciler genellikle oyun ve e-ticaret gibi alanlara yönelse de, öğretmen bir anne babanın oğlu olan Cenk Sezgin, eğitim alanında bir uygulama geliştirmeye karar vermiş. Tera Data şirketinde endüstri mühendisliği yapan Cenk, bilgisayar mühendisi arkadaşı Kürşat Deniz ve mimar İnanç Eray’la bir araya gelerek, işten arta kalan zamanlarında SoruSana adlı uygulamayı geliştirmiş.
Ücretsiz olan SoruSana uygulaması öğrencilerin üniversite sınavına hazırlanmalarına yardımcı oluyor. Öğrenciler bilemedikleri soruların fotoğrafını çekip, diğer kullanıcılardan destek alıyor. İlk çıktığı 2013 yılından bu yana kulaktan kulağa yayılan uygulama 81 ilde, 30 bin kullanıcıya ulaşmış durumda. “Sürekli ve kişiselleştirilebilir eğitime inanıyorum. Öğretmen merkezli eğitim anlayışından öğrenen merkezli eğitim anlayışına geçmeliyiz. Öğrenme süreci okulun duvarlarının dışına çıkmalı.” diyen Cenk Sezgin’i en çok motive eden şey ise eğitimde fırsat eşitliğine katkı yapma düşüncesi.
“Türkiye’nin küçük bir ilindeki çok yetenekli bir fizik hocası, Türkiye’nin belki de derece yapacak bir başka şehirdeki öğrencisine hiç farkında olmadan yardım edebilir.” diyen Sezgin, bu uygulamayı para kazanmak için geliştirmediğini söylüyor. “Türkiye’nin çeşitli şehirlerinden bize ulaşıp daha fazla kişiye yardımcı olmak istediğini söyleyen insanları veya benim için en keyifli zaman tanımadığım öğrencilere yardımcı olmak diyen hocaları gördükçe mutlu oluyorum. SoruSana gibi dijital uygulamalar eğitimin yetersiz olduğu ülkelerde fırsat eşitliği sağlayacaktır.”