30 Haziran 2014 Pazartesi
Sanallaştırma teknolojisi şirketlere hem vakit hem de maliyet avantajı sağlıyor
Mobil teknolojiler yaygınlaştıkça kullanıcıların talepleri de çeşitleniyor. Bu talepleri karşılamak isteyenlerin yeni adresi ise sanallaştırma teknolojisi.Milyarlarca internet ve akıllı telefon kullanıcısının olduğu bir dünyada şirketlerin Bilgi Teknolojileri (BT) departmanlarından beklentileri de her geçen gün artmakta. Bu beklentileri karşılamak isteyen BT uzmanlarının yeni gözdesi bulut teknolojiler. Sanallaştırma (Virtualization) adı verilen bu teknoloji sayesinde şirketler pahalı donanımlara para harcamak yerine, kaynaklarını internete taşıyarak daha düşük maliyetli ve etkin BT çözümleri sağlayabiliyor. Bulut bilişim ve sanallaştırma teknolojisinin dünya çapındaki liderlerinden birisi ise VMware. 1998 yılında Kaliforniya’da kurulan şirketin bugün itibarıyla 14 binden fazla çalışanı var. Türkiye’de de bir ofisi bulunan şirketin haziran ayında düzenlediği vForum 2014 etkinliğinde konuşan VMware EMEA Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Elie Kanaan’a göre sanallaştırmanın iki önemli avantajı bulunuyor. “Birincisi şirketlerin BT birimlerinde yaptığınız işlerde maliyet, zaman ve emekten tasarruf edersiniz. İkinci olarak da operasyonunuzu donanım değil, yazılım üzerine kuracağınız için tüm bu işlemleri daha hızlı yapma imkânı yakalarsınız. Avrupa’da yaptığımız bir araştırmaya göre donanımın önemli olduğu şirketlerde, ihtiyaç duyulan bir uygulamayı BT departmanının gerçekleştirebilmesi 5-6 ayı bulabiliyor. Ama sanallaştırma sayesinde aynı işi sadece uygulama indirerek birkaç saat içerisinde yapmak mümkün.”Türkiye’nin büyüyen ve önemli bir pazar olduğunu ifade eden Elie Kanaan’a göre iş akışında BT’ye önem veren küçük veya büyük tüm şirketler sanallaştırma teknolojisini kullanabilir. Bu alana yatırım yapacak şirketler içinse üç önerisi var “Teknolojinin nasıl çalıştığını anlayan çalışanlara sahip olmalılar, organizasyonlarını yeni baştan tasarlamalılar ve altyapılarının uygun olup olmadığını kontrol etmeliler.” 2013 yılındaki global cirosu 5,2 milyar dolara ulaşan şirketin sunduğu hizmetler arasında, farklı işletim sistemlerini bir arada çalıştıran VMware Fusion Professional ve VMware Workstation ile bulut servis sağlayıcı vCloud Suite gibi gelişmiş yazılımlar bulunuyor.Sahte bankacılık e-postaları artıyorKaspersky Lab ve B2B International tarafından hazırlanan Kaspersky Tüketici Güvenlik Riskleri anketine göre, her üç internet kullanıcısından biri bankalardan gönderildiği iddia edilen sahte e-postalar alıyor. Dolandırıcıların gönderdiği bu e-postaların amacı kullanıcıların şahsi bilgilerini elde ederek hesaplarını boşaltmak. Kullanılan taktiklerin başında ise kimlik avı geliyor. Kredi kartı numaraları, parola bilgileri ve gizli finansal veriler dolandırıcıların en büyük hedefleri arasında. Ankete katılanların yüzde 6’sı finansal bilgilerini bazı şüpheli sitelere girdiğini belirtirken yüzde 4’ü ise kimlik avı saldırıları sonucunda maddi zarara uğradıklarını ifade ediyor. Kaspersky Lab yetkilileri bu tip saldırılara karşı Güvenli Para adlı güvenlik uygulamasını önerirken, diğer önlemler arasında sanal kredi kartı ve güncel antivirüs yazılımı kullanmak da var. Android işlemcili hesaplı telefon Nokia X2 Nokia’nın Android işletim sistemli X serisinin yeni üyesi Nokia X2. Hesaplı akıllı telefon segmentinde yer alan cihazın 800x480p çözünürlük, 4,3 inç ekran, 1,2 GHz dört çekirdekli Snapdragon 200 işlemci, 4 GB depolama alanı, 1 GB bellek, LED flaşlı 5 MP arka ve VGA ön kamera, 1800 mAh pil, çift SIM desteği, WiFi, Bluetooth 4.0, 13 saat 3G konuşma süresi ve 150 gram ağırlık gibi özellikleri bulunuyor. Henüz Türkiye resmi satışının başlamadığı cihazın yurtdışı fiyatı ise 100 Euro.Xperia M2, çift SIM kart seçeneğiyle geldiSony’nin Xperia ailesinin yeni üyesi Xperia M2, 4.8 inç qHD ekranı, Qualcomm Snapdragon 400 işlemci yanında hem tek hem de çift SIM kart seçeneği ile dikkatleri çekiyor. 8MP’lik kamerası bulunan cihaz, SmartBand adlı akıllı bilezikle de uyumlu. Siyah, beyaz ve mor olmak üzere üç farklı renk seçeneğine sahip olan Sony Xperia M2’nin Türkiye satış fiyatı 999 TL olacak. 2013 yılını 300 şirket büyümeyle kapattıİnterpromedya tarafından bu yıl 15’incisi düzenlenen Bilişim 500 araştırmasına göre Türkiye bilişim sektöründeki 300 şirket 2013 yılını büyümeyle kapatırken, yüzde 100’ün üzerinde büyüyen şirket sayısı ise 19’u buldu. Bilgi Teknolojileri ana kategorisinde ilk 3’e giren şirketler Teknosa, İndeks Bilgisayar ve Penta oldu. Akıllı telefon satışları ve internet pazar payını en çok büyüten unsurlar olarak dikkat çekti. Araştırmaya göre sektörün önümüzdeki yıl yüzde 12 büyümesi bekleniyor. Haftanın uygulaması Kur’an-ı KerimIşık Yayıncılık tarafından geliştirilen bu uygulama ile Kur’an-ı Kerim’i hayatınızın her ânına taşıyabilirsiniz. Beş farklı dilde Kur’an-ı Kerim mealinin olduğu uygulamada ayrıca dünyaca ünlü hafızların Kur’an tilavetini de dinleyebilirsiniz. Ücretsiz olan uygulamayı indirmek için http://kulturyayinlari.com/dijital
28 Haziran 2014 Cumartesi
Twiplomacy 2014 raporu açıklandı; En etkin lider Obama
Küresel PR şirketi Burson-Marsteller'in yaptığı yıllık Twiplomacy 2014 araştırması, devlet başkanları ve dışişleri bakanlarının Twitter kullanımlarını inceledi. Mikroblogdaki dünya liderlerinin takipçi sayılarını ve etkilerini ölçen Twiplomacy çalışmasının bu yılki sonuçları arasında bazı dünya liderleri büyük kitleleri peşlerinden sürüklerken, dışişleri bakanları ise birbirlerini Twitter'da takip ederek yapay bir ilişki kuruyor.Bu seneki Twiplomacy sonuçalarına göre, Twitter'da en çok takip edilen dünya lideri 43 milyon takipçisi ile ABD Başkanı Barack Obama (@BarackObama) olurken ikinci sıra da 14 milyon takipçi ile Papa Francis (@Pontifex) izliyor. Listenin üçüncü sırasında Endonezya Başkanı Susilo Bambang Yudhoyono (@SBYudhoyono) bulunuyor. Yudhoyono, 5 milyondan fazla takipçiyle, 4 milyon 900 binlerdeki Beyaz Saray’ın biraz önünde.Bu yıl ki en önemli yükselişi Hindistan'ın Mayıs ayında seçilen Başbakanı Narendra Modi (@NarendraModi). Modi'nin 5 milyona yaklaşan takipçisi bulunuyor. Modi'nin yüklelişi ile birlikte Cumhurbaşkanı Abdullah Gül (@cbabdullahgul) ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan (@RT_Erdogan) birer sıra gerilemiş durumda.
23 Haziran 2014 Pazartesi
IBM akıllı şehirler kurmak istiyor
Günümüzde artan şehirleşmenin getirdiği sorunlara çözüm arayan IBM “Akıllı Şehirler Teknoloji Merkezi” kurdu. Şirketin İstanbul’daki ana binasında kurulan merkezde şehir operasyon merkezi, kamu güvenliği, ulaşım, sosyal hizmetler, enerji ve bina yönetimi gibi farklı alanlarda çalışmalar yapılıyor.Dünyada bugüne kadar 2 binin üzerinde akıllı şehir projesi gerçekleştiren IBM, şehir kaynaklarının daha iyi yönetilmesine yardımcı olmayı hedefliyor.“Şehirleşme oranının artması beraberinde bir çok sorun çıkarıyor” diyen IBM Türk Teknoloji ve Sektörel Çözümler Satış Müdürü Server Tanfer’e göre “şehir yönetiminde herkes kendi bilgisi ve yetkisi dahilinde iyileştirmeler yapmaya çalışıyor, ama bunları birbirinden bağımsız düşünmek doğru değil. IBM olarak yapmaya çalıştığımız şey sistemi bir bütün olarak görmek ve ona göre çözümler üretmek.”“Şehirlerin daha yaşanabilir hale getirilmesinde teknoloji, beton kadar önemlidir” diyen Server Tanfer, yapılan yeni projelerde teknolojinin kullanılmamasını büyük bir eksiklik olarak değerlendiriyor. “Türkiye’nin en teknolojik şehrini kurmak isteyen ve bununla gurur duyacak belediye başkanlarına ihtiyacımız var” diyen Server Tanfer, bugüne kadar hiç bir belediye başkanının bu ‘Akıllı Şehir de neymiş?’ diye sormak için kapılarını çalmadığını da ısrarla ifade ediyor.“Kaynaklarımız azalıyor, parayı verseniz bile satın alamayacağımız şeyler var, o nedenle kaynaklarımızı verimli kullanmayı öğrenmemiz lazım” diyen IBM BT Mimarı Reha Yurdakul ise şehirdeki yaşam kalitemizi arttırabilmek için teknolojik yatırımlar yapmanın zorunlu olduğuna vurgu yapan bir başka isim. 20 yıldan fazla IBM’de görev yapan Reha Yurdakul’a göre veri toplamaya ve taşımaya yardımcı olan sensörlerin ucuzlaması şehir sistemlerini yeni baştan tasarlamaya imkan verecek.IBM’in dünyanın farklı şehirlerinde yaptığı uygulamalarından bazıları ise şunlar. Hangi vagonun boş olduğunu önceden bildiren bir sistemin geliştirildiği İtalya’da yolcular boş olan vagonun önünde bekleyebiliyor. Her gün 4,5 milyon kişinin otobüs ve trene bindiği Singapur’da yolcular tek bir kart ile tüm taşıma araçlarını kullanabiliyor, park ücretlerini ödeyebiliyor ve küçük alışverişler yapabiliyor. Amsterdam havaalanında kullanılan bagaj kontrol sistemi sayesinde ise bagaj gecikme ve kayıp oranları yüzde 60’a varan oranlarda azaltılmış durumda.İnternette gizlilik hakkı azalıyorTeknoloji şirketi EMC’nin 15 ülkede 15 bin tüketiciyle yaptığı araştırmaya göre 10 internet kullanıcısından 6’sı geçen seneye oranla daha az gizlilik hakkına sahip olduğunu hissediyor. Bu konuda en karamsar ülkeler Brezilya ve ABD. Araştırmaya katılanların yüzde 81’i ise önümüzdeki 5 yıl içerisinde bugünkü mevcut hakların daha da azalacağını düşünüyor. “İnternette Gizlilik” adlı araştırmanın sonuçlarına göre, işletmelerin gizlilik haklarını koruma taahhüdünü yerine getirmeleri giderek daha önemli bir hal alıyor.LittleBigPlanet’ın yeni bölümü kasımda çıkıyorSony’nin en beğenilen oyunlarından birisi olan LittleBigPlanet’ın yeni bölümü, kasım ayında Playstation 4 için çıkacak. Sackboy adlı sevimli karakterin, hayalî dünya Imagisphere’deki maceralarını konu alan oyunun yeni bölümünde OddSock, Swoop ve Toggle gibi yeni karakterler de olacak. Oyunun 3 Kasım 2014’te satış raflarında yerini alması bekleniyor.TeknoSA, Bingöl’ün ilk teknoloji marketini açtıHizmet ağını genişletmeye devam eden TeknoSA, hizmet ağına Bingöl’ü de ekledi. Doğu ve Güneydoğu illerinde büyümeyi hedefleyen TeknoSA, Bingöl Cadde Mağazası’nda 258 metrekarelik bir alanda hizmet verecek. Bu mağaza ile birlikte şirket Türkiye genelinde 304 mağazaya ulaşmış oldu.
20 Haziran 2014 Cuma
Şarj cihazlarına gerek kalmadı
ABD Fayetteville Eyalet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Daryush Ila, yeni uygulamalarla insan vücudunun pil olarak kullanılabileceğini söyledi. Ila, arkalarına yerleştirilecek küçük levhalarla cep telefonlarının, el ile dış alan sıcaklık farkıyla kolaylıkla şarj edilebileceğini, bu sistemle çeşitli alanlarda enerji üretebileceğini belirtti.Prof. Dr. Ila, İzmir Üniversitesi Mühendislik Fakültesi'nde "Termoelektrik" semineri verdi. Seminerde, termoelektrik uygulamalar sayesinde insan vücudunun pil olarak kullanılabileceğini belirten Ila, Matrix filmindeki hücreleri hatırlattı ve termoelektriğin, önyargıların aksine bilimkurgu ya da korkutucu bir öğe olmadığını, hayatı kolaylaştırabilecek teknolojilerle birlikte kullanılabileceğini söyledi.İki yüzey arasındaki ısı farkı sayesinde 1 nanometre kalınlığında silikon ve altın levhaların, özel işlemlere tâbi tutularak sonsuz ve çevreci enerji kaynağına dönüştüğünü aktaran Daryush Ila, arkalarına yerleştirilecek küçük levhalarla cep telefonlarının, el ile dış alan sıcaklık farkıyla kolaylıkla şarj edilebileceğini, bu sistemle çeşitli alanlarda enerji üretebileceğini belirtti. Arabaların, binaların ya da güneş panellerinin de ek üreteç olarak kullanılabileceğini söyleyen Prof. Dr. Ila, tıp alanında da insan vücudu içindeki 3 derecelik farkı kullanıp kalp pili gibi aletlerin sınırsız çalışmasının mümkün olduğunu kaydetti.Konuşması sonunda Prof. Ila'ya plaket takdim eden Mühendislik Fakültesi Elektronik ve Haberleşme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Öztarhan, termoelektrik konusunda Türkiye'de de çeşitli araştırmalar yapılıp üretime geçilebileceğini, İzmir Üniversitesi öğretim üyelerinin yakın zamanda Ila ile ortak çalışmalar yürütebileceğini kaydetti.
16 Haziran 2014 Pazartesi
Intel, Türkiye’den milyar dolarlık girişimler çıkarmayı hedefliyor
Türkiye’deki yüksek teknoloji yatırımlarını artırmayı hedefleyen Intel, İstanbul’da Ar-Ge merkezi açtı. İTÜ Teknokent bünyesinde açılan merkez, üniversiteler, kamu kuruluşları ve özel girişimcilerden gelen yeni fikirlere açık olacak.“Kapalı kapılar arkasında içe dönük çalışmalar yapılan Ar-Ge merkezi anlayışı değişiyor.” diyen Intel Türkiye Genel Müdürü Burak Aydın’a göre son 10 yılda teknoloji sektöründe yaşanan değişimler sonucunda açık Ar-Ge konsepti ortaya çıktı. Şirketin İstanbul’daki merkezi bu konsepte göre geliştirilmiş. “5 yıl önce kurulan Whatsapp 19 milyar dolara satıldı. Ortadoğu kökenli bir Amerikalı girişimcinin kurduğu Jawbone’un değeri 1 milyar dolara ulaştı. 17 yaşındaki bir İngiliz gencin girişimini Yahoo 30 milyon dolara satın aldı. Bu şirketlerin ortak noktası açık Ar-Ge konsepti ile gelişmeleri, teknoloji dünyasındaki yeni trend bu.” Intel Türkiye Ar-Ge merkezinin öncelikli olarak odaklanacağı alanların başında eğitim, öğrenim, akıllı sistemler ve nesnelerin interneti geliyor. Burak Aydın’a göre Türkiye’nin altyapısı nesnelerin interneti alanında proje geliştirmek için çok müsait. “Türkiye’de çok güçlü telekomünikasyon firmaları, küçük ev aletleri üreten uluslararası şirketler, araba fabrikaları var. Ayrıca girişim ekosistemi gelişiyor ve teknokentler yaygınlaşıyor. Dünün veya bugünün teknolojilerine yatırım yapan bir Ar-Ge şirketi olmak istemiyoruz, yarının teknolojilerine odaklanacağız.” 3 yıllık bir çalışma sonucunda İstanbul’da Ar-Ge merkezi açılmasından duyduğu memnuniyet her halinden belli olan Burak Aydın, Türkiye’nin girişimcilik alanında önünün açık olduğunda da ısrarlı. “Eğer Estonya’dan Skype, Çek Cumhuriyeti’nden AVG çıkıyorsa Türkiye’den de milyar dolarlık bir şirket neden çıkmasın? Amacımız patenti alınabilecek, ticarileşecek ve Türkiye’den ihraç edilebilecek ürünler geliştirmek.”Bugüne kadar İTÜ, ODTÜ, Koç, Sabancı ve Bilkent gibi 5 üniversiteyle projeler yaptıklarını ifade eden Intel Ar-Ge Direktörü Aslı Arslan Eşme ise bu sayıyı 32’ye çıkarmayı hedefliyor. “Yazılım geliştiriciler için Galileo adlı bir anakartımız var. Arduino yazılım geliştirme ortamı ile uyumlu olan programlanabilir bir geliştirme kiti bu. Galileo’yu üniversite öğrencileri ve girişimcilerle buluşturup yeni teknoloji veya donanım geliştirmelerini teşvik edeceğiz. Dünya çapında açık Ar-Ge konseptinde çalışan üç Intel laboratuvarı var. İrlanda’daki merkezimiz veri ve bulut bilişim teknolojileri üzerinde, Münih otomotiv teknolojileri üzerinde çalışıyor, Türkiye’de ise akıllı sistemler üzerinde çalışacağız.” 40 Milyon Dolarlık Yatırım Hedefleniyor Kuruluş aşamasında 12 Intel çalışanının görev aldığı merkezin kadrosu 5 yıl içerisinde artacak. Ar-Ge merkezinde çalışanların arasında ise sadece mühendisler değil, sosyologlar ve tasarımcılar da var. Intel Türkiye Genel Müdürü Burak Aydın Ar-Ge merkezinin kapalı bir yer olmadığının altını ısrarla çiziyor. “Mühendislerin kafa kafaya verdiği kapalı bir yer değil, çok disiplinli bir merkez tasarladık. 5 yıl ekibin sayısını 100 kişiye çıkarmayı ve en az 40 milyon dolarlık yatırım yapmayı planlıyoruz. Bu merkezi ne kadar büyük başarılarla doldurursak, o kadar çok kaynak bulabiliriz. Yenilikçi fikirleri olan girişimciler, üniversite öğrencileri ve şirketler yıl içerisinde düzenlediğimiz yarışmaları, eğitim programlarını yakından takip ederse birlikte yeni projeler geliştirebiliriz.”
10 Haziran 2014 Salı
Dijital korsanın önlenemez yükselişi
Basılı kitap ve dergilerin dijital olarak çoğaltılıp izin alınmadan internette paylaşılması önemli bir sorun haline geldi. Avrupa Birliği, bu konuda yeni reformlar hazırlarken, Türkiye bu işin epey gerisinde. Binlerce kitaba internetten rahatça ulaşılabiliyor ve caydırıcı herhangi bir yaptırım söz konusu değil.Korsan kitapların önüne geçme konusunda kendini hafiften de olsa toparlamaya çalışan ülkemizde, internet üzerinden yapılan ve "dijital korsan" olarak adlandırılan fikir hırsızlıklarına karşı ciddi bir gelişme olduğu söylenemez. Kısa bir örnekle devam edersek, internet devi Google'dan sevdiğiniz bir yazarın, hele epey popüler bir isimse, kitabını yüzlerce siteden indirmek kolayca mümkün. Bunun yanı sıra e-kitap diye yazdığınızda arama motoru size “e-kitap indir”, “e-kitap oku”, “e-kitap arşivi” gibi önerilerle size yol göstererek ilgili sitelere rahatça ulaştırıyor. Akıllı telefonların ve tabletlerin yaygınlaştığı bir dönemde piyasadaki e-kitabın azlığı da okurların bu tür korsan sitelere başvurmasındaki etkenlerden biri. Gittikçe büyüyen bu dijital korsan pazarı büyük ilgi görürken, siteler de sayfalarına pek çok reklam alıyor.Ahmet Hamdi Tanpınar, Reşat Nuri, Necip Fazıl Kısakürek, Nazım Hikmet, Sabahattin Ali, Sait Faik, Yaşar Kemal, Orhan Pamuk, Ayşe Kulin, Elif Şafak, Ahmet Altan ve İlber Ortaylı'ya uzanan uzunca bir yazar listesinin yanı sıra klasiklerden popüler kitaplara, edebiyat dışı kitaplardan dergilere oldukça geniş bir arşive ulaşılabiliyor. Kimi duyarlı (!) siteler ise hukuki sorumluluğu üstünden atmak için “mevcut yasal mevzuata ve telif haklarına karşı duyarlı” olduklarını dile getirerek, başka sitelerden bu yayımlara ulaştıklarını belirtiyor. Sorumluluğu üzerinden atmaya çalışan siteler, beslendikleri dijital korsan sitelerin linkini vererek kitaplara erişimi sağlıyor. Zira herhangi hukuki bir süreç için yayının yer aldığı site ile içeriğin kaldırılması için bağlantıya geçilmesi gerekiyor. Uyarılara rağmen yayından kaldırılmayan korsan e-kitaplar için savcılığa başvurulabiliyor. Fakat pek çok hak sahibi bu uzun sürece dahil olmak istemiyor.Kültür ve Turizm Bakanlığı geçtiğimiz Kasım ayında, internetten müzik, film, dosya indirmeyi içeren fikir hırsızlıklarına karşı Fransa'daki "uyar-kaldır" modeli uygulayacağını duyurmuştu. Çeşitli uyarı mekanizmaları içeren bu model kapsamında kullanıcılar, ilk seferinde e-posta, ikincide ise eve mektup yollanarak uyarılacağı dile getirilmişti. Bu uyarılara karşı üçüncü kez korsan eser indiren kullanıcıların suçlu sayılacağı ve para cezasına çarptırılacağı konuşuluyordu. Fakat bu modeli hayata geçirecek Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda değişiklik yapılmasına dair kanun taslağından henüz somut bir gelişme görünürde yok.Caydırıcı önlemler şartTürkiye Basım Yayın Meslek Birliği, korsanın bitirilemeyişinin nedenlerini araştırdığı makalesinde, Birliğin Genel Sekreteri Av. Melahat Aşnük Boran'ın dijital korsan üzerine şu tespitlerde bulunuyor: “Ne yazık ki ülkemizde “ahtapot yazılım”lar kullanılamadığı için ihlaller anında tespit edilememektedir. Gerekli tüm yasal işlemlerin yapılması ile korsan sitelerden içeriğin kaldırılması ya da erişimin engellenmesi sonrası kısa süre içinde farklı bir site adı altında farklı linkler ile aynı ihlallere devam edilmektedir. Yasa koyucunun bu konuda caydırıcı bir çözüm bulması gerekmektedir.” Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği, tüm Türkiye'de korsancılara karşı açılan davalarda 2013'te toplam 230 adet mahkeme, 90 adet savcılık dosyasına müdahil olarak, dijital korsanlık yapan 95 internet sitesinin korsan kitap yayınına son verdirmişti.AB'nin dijital biriminden sorumlu başkanı Neelie Kroes, geçtiğimiz aylarda Avrupa'daki mevcut telif hakkı sisteminin yetersiz olduğunu, ilgili yasaların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söylemişti. Avrupa Birliği Komisyonu'nun bu yıl içerisinde bu soruna ve yeniden düzenlemeye karşı harekete geçeceğini söyleyen Kroes, dijital çağda telif haklarına yönelik yeni yaklaşımlar üzerine kafa yorulmasının zorunlu olduğunu belirtmişti. Komisyonun üzerinde çalıştığı yeni Telif Hakkı Reformu'nun bu yıl içerisinde duyurulması beklenirken, ülkemizde de Fikir ve Sanat Eserleri Kanun Taslağı'nın bir an evvel hayata geçirilmesi gerekiyor. Bunun yanı sıra yayınevlerinin de kendi bünyesindeki kitapların takibini yapıp ilgili korsan yayın yapan sitelerden bu içeriklerin kaldırılması için hukuki yollara başvurmasını on binlerce sitenin varlığı düşünülünce, biraz zorlu bir iş gibi gözüküyor. Bu yüzden Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın caydırıcı yaptırımlar üzerine yoğunlaşması dijital korsanın önüne geçilmesine yardımcı olabilir.
9 Haziran 2014 Pazartesi
Sürücüsüz akıllı arabalar 2025’te aramızda
İşyerinizden çıkıp evinize gitmekte olduğunuzu hayal edin. Sürücüsüz hareket eden aracınız siz yoldayken evinizle iletişim kurup oda sıcaklığını ayarlıyor, fırınınızdaki yemeği pişiriyor ve evinizin ışıklarını açıyor. Tüm bu hayalleri gerçeğe dönüştürmek isteyen Bosch, Ar-Ge yatırımlarına büyük hız verdi. 2025’te tüm arabalar akıllanacak.“Yaşam için teknoloji” sloganını kullanan Bosch, bunun sadece bir slogan olmadığını ispatlamak için yoğun bir çalışma içerisinde. Sayıları 42 bini bulan Bosch mühendisleri, kendi kendine giden araba, nesnelerin interneti ve elektrikli araç teknolojisi üzerinde çalışıyor. “Elektrikli araba motoru ile içten yanmalı motorun üretim maliyeti 2025 yılında eşit olacak.” diyen Bosch Türkiye Temsilcisi Steven Young’a göre o tarihe kadar kademeli olarak tüm araçlar otonom -sürücüsüz- seyahat teknolojisi ile donatılacak, evdeki güneş paneli veya rüzgar gülleri ile şarj edilebilecek.Arabanız Park Edeceği Yeri Kendisi Bulacak“2015 yılından itibaren Türkiye’ye gelen araç modellerinde otomatik park etme özelliği olacak.” diyen Young, yakın bir zaman sonra kendi kendine otoparkta park yeri bulan Vale Park adlı teknolojinin de yaygınlaşacağının müjdesini veriyor: “Geliştirdiğimiz sensörler sayesinde aracınız kendiliğinden katlı otoparka girecek, rampaları çıkacak, uygun bir yer tespit edecek, park edecek ve kapıları kilitleyecek. Arabanızı tekrar geri çağırmak içinse akıllı telefonunuzdaki bir uygulamayı açmanız yeterli olacak.”Bunun bir sonraki aşaması ise tamamen kendi kendine giden araçlar. Bosch mühendislerinin amacı, 2025 yılına kadar elektrik motorlu, çevreci ve sürücüsüz araçları standart hale getirmek. Fakat bunun için teknolojik yatırım kadar hukuki altyapının da oluşturulması şart. Uluslararası trafik kurallarını düzenleyen 1949 Cenevre Sözleşmesi’ne göre, sürücüsüz arabaların trafiğe çıkması kanuni olarak mümkün değil. Kaza durumunda izlenecek hukuki prosedürler ise henüz belirsiz.Bosch Türkiye Temsilcisi Steven Young, sürücüsüz araba teknolojisi üzerinden çalışmalarının sebebini ise şöyle özetliyor: “Dünyada her yıl 1,2 milyon insan trafik kazasından hayatını kaybediyor. Bu kazaların yüzde 90’ı ise insan kaynaklı hatalardan. Akıllı sensörler sayesinde arabalar birbiriyle iletişim kurup, kazaları önleyebilecek ve trafikteki can kayıplarını en aza indirecek.”
7 Haziran 2014 Cumartesi
70 ülke TV Fuarı için geliyor
Merakla beklenen İstanbul Televizyon ve Forum fuarı için geri sayım başladı.Televizyon dünyasını, içerikten teknolojiye kadar her konuda ele alan İTVF 2014, İstanbul Televizyon Forum ve Fuarı için geri sayım başladı. 70 ülkeden 4 bini aşkın katılımcıyı ağırlayacak olan organizasyon, 12 Haziran 2014 Perşembe günü Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan ve Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’in katılacağı bir törenle İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde kapılarını açacak. Üç gün sürecek olan organizasyon, Web TV, Mobil TV, IPTV, 4K, hibrit teknolojiler, yayıncılıkta bulut bilişim çözümleri gibi onlarca oturum, forum ve workshoplarla sektörün geleceğine ışık tutacak. Sektöre yön veren profesyonellerin katılımıyla gerçekleştirilecek forumlarda, ortak geleceğe ilişkin fikirler, TV yayıncılığının geleceğine ışık tutacak yeni teknolojiler, ürünler ve çözümler; sektörün dünyaca ünlü isimlerinin sunumlarıyla katılımcılarla paylaşılacak. Web TV, Mobil TV, IPTV, uydu ve mobil çözümlerin birlikteliği, 4K, Ultra HD yayıncılık, multiekran hizmetler, hibrit teknolojiler, yayıncılıkta bulut bilişim çözümleri, DVB gibi son yılların en güncel konularının da katılımcılara aktarılacağı organizasyonda ses-görüntü-ışık gibi yayıncılığın olmazsa olmazları yeni kavramlarla çeşitlendirilerek kullanıcıların beğenisine sunulacak. Forum kapsamında “Klasik Yayıncılığın Sonu mu Geliyor?", "Uydu & Mobil Çözümlerin Birlikteliği", “DVB’ye Genel Bakış”, “DVB T2 (Spektrum)”, “WorldDMB, DAB+ Workshop” konuları ele alınacak.YARININ SİNEMASI İÇİN YARIŞANLAR ÖDÜLLERİNE KAVUŞACAKTürk Sineması'nın 100. yılında iTVF'in katkılarıyla Sinema ve Televizyon Eseri Sahipleri Meslek Birliği tarafından düzenlenecek “2. BAK (Belgesel, Animasyon, Kısa Film) SETEM Akademi Ödülleri” sektörün kalbinin attığı yerde sahiplerini bulacak. "Yarının Sineması İçin" temasıyla gerçekleştirilecek ödül töreninde alanının en iyi 16 ismi 14 Haziran 2014 Cumartesi günü ödüllerine kavuşacak. 1964 yılında, devlet adına radyo televizyon yayınlarını gerçekleştirmek amacıyla kurulan TRT de, 50. yaşını 500'e yakın çalışanının katılacağı özel etkinliklerle iTVF 2014'te kutlayacak.
2 Haziran 2014 Pazartesi
BİLGİSAYAR KORSANLARI CHİCAGO’YU ELE GEÇİRİYOR
Ubisoft tarafından 2012 yılındaki E3 oyun fuarında tanıtılan Watch Dogs oyunseverler tarafından büyük merakla bekleniyordu. Mayıs ayının son haftası itibariyle tüm dünyada satışa çıkan oyun, ilk izlenimlere göre beklentileri fazlasıyla karşılamış görünüyor.Bir bilgisayar korsanının sistemle mücadelesini konu alan Watch Dogs’un hikâyesi 2000’li yıllardaki Chicago’da geçiyor. Şehrin güvenliğini sağlamak isteyen yöneticiler, CtOS adlı merkezi işletim sistemini kullanmaktadır. Bu sistem sayesinde şehirdeki tüm trafik lambaları, güvenlik kameraları, bankamatikler, elektrik ve su şebekesi ile daha birçok elektronik sistem tek bir merkezden kumanda edilebilmektedir. Oyunun ana karakteri olan olan Aiden Pearce ise uğradığı saldırının intikamını almak isteyen bir bilgisayar korsanıdır. Profiler adlı akıllı telefon benzeri bir cihazıyla sistemin tüm açıklarını manipüle edebilmektedir. Tek bir parmak hareketiyle hem şehirdeki trafik ışıklarını hem de vatandaşların bankamatiklerindeki parayı kontrol edebilen Aiden, bu gücü nasıl kullanacağına kendisi karar verecektir. Giderek yaygınlaşan teknoloji ve internet sayesinde birbirine bağlanan sistemlerin getirdiği tehlikeleri konu alan Watch Dogs bir Açık Dünya oyunu, yani oyuncular şehir haritası üzerinde istedikleri gibi hareket etme özgürlüğüne sahip. Gelişmiş bir sanal zekânın kullanıldığı Watch Dogs’un oyun mantığının Grand Theft Auto adlı bir diğer popüler oyun serisini anımsattığını söyleyebiliriz. PC, PS4, PS3, XBox 360, Xbox One gibi farklı platformlar için geliştirilen oyunun, önümüzdeki aylarda Wii U için de bir versiyonu piyasaya çıkacak. Etkileyici grafiklere ve zengin hikâye örgüsüne sahip olan oyun, aynı zamanda kişisel veri güvenliğinin ne kadar önemli olduğuna da dikkatleri çekiyor. İnternet, akıllı telefonlar, sensörler ve sosyal ağlar sayesinde her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğu bir dünyada Watch Dogs sadece bir oyun değil, moden şehir hayatının getirdiği ciddi tehlikeler için de önemli bir uyarı sinyali. Oyun deyip geçmeyin, ciddiye almakta yarar var. d.ergurel@zaman.com.tr
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)